-

sağlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sağlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cinsiyet değiştirmeK Hastalık mı - ameliyat nasıl yapılır?

2 Mart 2013 Cumartesi yazildi.


Cinsiyet değiştirme ameliyatları yapan Prof. Dr. Melih Çulha, yaygın kanının aksine bunun bir tercih değil, hastalık olduğunu söylüyor.

Transseksüalizm kişinin kendi biyolojik cinsiyeti ile psikolojik cinsiyet kimliği ve toplumdaki cinsiyet rolü arasındaki uyumsuzluk olarak tanımlanıyor. Ergenlik çağına gelen kişide, biyolojik cinsiyeti konusunda sürekli rahatsızlık duyma, bunun uygun olmadığını düşünme, birincil ve ikincil cinsiyet özelliklerinden kurtulmak isteme ve karşı cinsin özelliklerini kazanma çabaları görülüyor.

Genellikle çocuklukta ortaya çıkıyor ancak klinik tablo ergenlik döneminde belirginleşiyor. Uzmanlara göre, erişkinlik döneminde hatta kişi evlenip çocuk sahibi olduktan sonra bile başlaması mümkün olabiliyor. Hasta çare arıyor, cinsiyet değiştirme ameliyatları ise etik ve yasal birçok konuyu gündeme getiriyor.
Prof. Dr. Melih Çulha, “Kadınlıktan erkekliğe, erkeklikten kadınlığa geçiş, prostat hastalıkları gibi toplumda görülen bir hastalıktır. Tamamen olmak istedikleri cinsin özelliklerini taşıyorlar veya onun için çaba gösteriyorlar” diyor. Hastalığı, ”Kendi cinsiyetini beğenmeme ve benimsememe” olarak özetleyen Kocaeli Üniversitesi Üroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Melih Çulha, bu durumun özenti gibi görülmemesi gerektiğinin söylüyor.
HOMOSEKSÜALİZM İLE KARIŞTIRILMAMALI
“Yaygın kanının aksine bu bir tercih değil, bu bir hastalıktır. Bazılarının homon dengesi bozuklukları bunu etkiliyor ama bu durum beyinle ilgili ruhsal bir hastalık, bir çeşit nevrozdur. Kendi cinsiyetinden memnuniyetsizlik yaşayan kişi sadece karşı cinse geçmeyi düşünür. Kadın bedeninde erkek rolünü, erkek bedeninde kadın rolünü benimser. Bu hastalık dünyada da yaygındır ve eski çağlardan beri vardır. Bunun bir özenti gibi görülmemesi lazım, bunlar hakikaten tedaviye muhtaç hastalardır. Homoseksüalizm ile transseksüalizmi karışırmamak lazım. Homoseksüalizmde özenti gibi faktörler etkili olabilir, kişi hem kadın hem erkek rolü üstelenir ve tedavi edilebilir. Ama transseksüalizm tamamen farklı, bu hastalarda psikiyatrik tedavi mümkün değil. Teşhis konduktan sonra ameliyat neredeyse tek seçenek oluyor.”
TIBBİ KURUL VE MAHKEME KARARI GEREKİYOR
Transseksüalizmin tedavisi uzun sürüyor, tedavinin büyük kısmını psikiyatri üstleniyor. Hayatlarını büyük ölçüde değiştirecek ameliyatın kesinleşmesi için, hastaların uzun süre psikiyatrik takibe alınması gerekiyor. Prof. Çulha, “Ameliyata tıbbi kurul karar veriyor ama öncelik psikiyatride oluyor. Tıbbi kurulda endokronolog, jinekolog, ürolog, plastik cerrah ve adli tabip yer alıyor. Kurul hastayı inceleyerek cinsiyet değiştirmesine karar veriyor. Daha sonra olayın adli tıp yönü başlıyor, hasta cinsiyet değiştirmek için mahkemeye başvuruyor. Mahkemeden olumlu karar çıkarsa cinsiyet değiştiriliyor ama bu süreç iki veya üç yılı buluyor” diye konuşuyor.

TÜRKİYE’DE KADINLIĞA GEÇİŞ DAHA FAZLA
Hastalığın görülme sıklığı ile igili olarak, “Kadından erkeğe dönüşüm 450 binde bir, erkekten kadına dönüşüm 150 binde bir” diyen Prof. Çulha’nın verdiği rakamlara göre, Türkiye’de kadınlığa geçiş daha fazla. Ameliyatla cinsel organların ve cinsel hayatın tamamen değiştirildiğini belirten Prof. Dr. Melih Çulha, “Erkek olmak isteyen kadınlara kendi kol dokusundan penis, kadın olmak isteyen erkeklere de yine kendi dokusundan vajen yapıyoruz. Ameliyattan sonra normal fonksiyonların hepsi tabii ki devam etmiyor. Herşeyden önemlisi üreme fonksiyonları bitiyor. Yani kadının üreme organları tamamen alındığı zaman anne olma şansı kalmıyor” diyor.
Cinsiyet değiştirme ameliyatında penis taktırmadığını söyleyen Beatie, kendisini yadırgayıp eleştirenlere, “Herkesin doğurma hakkı vardır” demişti.

İKİNCİ KEZ DOĞURDU, HEM ANNE HEM BABA OLDU
Prof. Çulha’nın sözleri Haziran 2009′da ikinci kez anne olan Amerikalı Thomas Beatie’yi hatırlatıyor. 10 yıl önce göğüslerini aldıran ve steroid tedavisi görerek erkek görünümüne kavuşan 34 yaşındaki Thomas Beatie, kadın üreme organlarını muhafaza ettiği için doğurabilmişti. Tüp bağlatma ameliyatı geçirdiğini, ancak günün birinde lazım olabileceği düşüncesiyle kadınlık organlarını aldırmadığını söyleyen Thomas Beatie, ismi gizli tutulan bir erkeğin spermiyle döllendiğini açıklamıştı.
HASTALAR SONUÇTAN MEMNUN
Cinsiyet değiştirme ameliyatından sonra cinsel hayatın devam ettirilmesi için protez ve ilaç tedavisi uygulanıyor. Hastanın idrar yapmasını kolaylaştırıcı bir takım teknikler kullanıldığını belirten Prof. Çulha, cinsiyet değiştirme ameliyatlarının artık üniversite hastanelerinde daha fazla yapıldığını söylüyor.
“Cinsel hayatın ve diğer fonksiyonların oturması zaman alıyor ve süreç altı-yedi ameliyata kadar uzayabiliyor. Bu hastalık çözümsüz bir hastalıktır ve hasta bilerek bu zor sürece razı oluyor. Biz Kocaeli Üniversitesi’nde dört tane cinsiyet değiştirme operasyonu yaptık, hepsinden de başarılı sonuç aldık, hastalarımız da sonuçtan memnun. Bu ameliyatları Türkiye’de çoğunlukla özel çalışan plastik cerrahlar yapıyor ama bu maddi yükü kaldıramayacak hastalar için üniversitelerde de artık bu tür ekipler kuruluyor.”

Vampirizm nedir - Türk vampir kimdir - Direnç Sakarya

11 Şubat 2013 Pazartesi yazildi.


Journal of Psychotherapy and Psychosomatics'te yayımlanan ve dünya tıp literatüründe “vampirizm” olarak belirti gösteren ilk vaka olarak geçen bir Türk gencinin yaşadığı “dissosiyatif kişilik bozukluğu” rahatsızlığını konu edinen makaleyi yazan psikiyatri doktoru Direnç Sakarya, bu durumun hastanın yaşadığı ruhsal bozukluğun bir sonucu olduğunu bildirdi.


Hastanın şu anda hastanede gözetim altında tutulduğunu belirten Dr. Sakarya, hastanın hayatı boyunca travma üstüne travma yaşamasından şüphelendiklerini kaydetti.
Dünyanın en prestijli dergilerinden “Journal of Psychotherapy and Psychosomatics” son sayısında, dünyanın ilk vampiri olduğu tespit edilen 23 yaşındaki bir Türk’ün tıbbi hikayesine yer verdi. Dergide yayımlanan ve dünya tıp literatüründe “vampirizm” olarak belirti gösteren bir Türk gencinin yaşadığı “dissosiyatif kişilik bozukluğu” rahatsızlığını konu edinen makaleyi yazan Dr. Direnç Sakarya, hastanın kan içme davranışının bir bağımlılık olmadığını belirterek, bunun yaşadığı ruhsal bozukluğun verdiği bir sonuçtan kaynaklandığını söyledi.
Kastamonu Dr. Münif İsalmoğlu Devlet Hastanesi'nde görev yapan Psikiyatri Doktoru Direnç Sakarya, Denizli Askeri Hastanesi’nde 2011 yılında rahatsızlığı nedeniyle böyle bir hastayla karşılaştıklarını ifade ederek, o denemde bu hastanın evli ve 23 yaşında olduğunu söyledi.


Hastanın tedavisini Prof. Dr. Vedat Şar, Doç. Dr. Erdinç Öztürk ve Dr. Cengiz Güneş ile birlikte gerçekleştirdiklerini açıklayan Dr. Sakarya, kendilerine gelen hastanın ilk bulgularında çoklu kişilik sorunu, travma sonrası stres bozukluğu, kronik depresyon ve alkol bağımlılığı yaşadığını tespit ettiklerini ifade ederek, “Hasta öyküsü ve yapılan araştırmalar sonucunda hastanın “vampirizm” belirtisi gösteren dünyanın ilk “dissosiyatif kimlik bozukluğu” hastası olduğu kanısına vardık” dedi.

Ailesinin çabalarıyla tedavi olmak için doktora gitmeye zorlanan genci Denizli’deki askeri hastanede diğer meslektaşlarıyla birlikte tedavi altına aldıklarını aktaran Doktor Direnç Sarıkaya, “İlk bulgularımızdan yola çıkarak hastanın “vampir özelliği” gösteren ilk hasta olduğuna karar verdik” diye konuştu.
5 VE 11 YAŞ ARASINI HATIRLAMIYOR
Araştırmacılar sonucunda hastanın 4 aylık kızını kaybettiğini, amcasının önünde öldürüldüğünü, bir arkadaşının önünde cinayet işlediğini, çocukken annesinin ona sık sık saldırdığını ve 5 ile 11 yaş arasında hiçbir şey hatırlamadığını belirten Dr. Sakarya, ismini açıklamadığı hastanın 3 ay arayla hastaneye iki kez yatırılarak tedavi uygulamaya başladıklarını kaydetti.
Uygulanan tedavinin önemli ölçüde başarı sağlandığını anlatan Sakarya, “O dönemde uyguladığımız tedaviden hasta fayda gördü. Hastanın kan içme davranışı bir bağımlılık değildi, altta yatan ruhsal bozukluğun sonucuydu. Bu bozukluğa odaklanmak, kan içme davranışının sonlanmasına neden oldu. Hastanın problem yaratan davranışları geçince sosyal hayata katıldı. Bizim bu vaka üzerinde durmamamızın nedeni travmatik stres ile şiddete başvurma arasındaki ilişkiyi araştırmaktı.
Burada sözü edilen kişi, hayatta pek çok güçlükle karşılaşmış ve yardım arayan konumdaydı. Bu tür davranışların nedeni başkalarına karşı kötü niyetli olması değildi” ifadelerini kullandı.

Yaşlılık Hastalığı hakkında bilgiler

28 Kasım 2012 Çarşamba yazildi.


Halk dilinde erken yaşlanma olarak da bilinen bu hastalık türü özellikle çocuklardagörülmektedir. Tanı ve teşhis aşamasında klasikmuayenelerle kolayca tespit edilebilen hastalık, nadir bir şekilde görülmektedir. 8 milyon canlıda 1 görülen bu hastalığın tedavi konusuna biraz sonra değineceğim… Hastalar üreme ve olgunluk dönemine ulaşamadıkları için anne ve babadangeçme ihtimali yoktur. Anne, baba yaşına bağlı mutasyon, uzmanlar tarafından ortaya konulan en büyük nedenler arasında yer almaktadır. Hastaların yüzleri tipik ve belirgin bir hal alır bu aşamadan sonra ise gerileme ve büyüyememe durumu baş gösterir. Nadir rastlanan bir hastalık olması nedeniyle tedavisikonusunda uzmanlar henüz çok büyük bir aşama kaydedememiştir. Fakat son yıllarda ortaya konulan gen tedavisi geçmişi tamamen silebilecek nitelikte olan bu tedavi yönteminden ve hastalığın belirtilerinden bahsedeceğiz.
Hastalığın Belirtileri Nelerdir?
* Hasta kişilerde saç’ ın belli bir kısmı ya da tamamı belirgin bir şekilde dökülmeye başlar.
* Kafa derisi üzerinde damarlar belirgin şekilde görülebilir ve damarların şişliği el yordamı ile hissedilebilir.
* Erken yaşlanma hastalığına yakalanan bünyede yüz tipi genel olarak aynıdır ve normal insanlar arasından kolayca seçilebilirler.
* Hastaların çene yapısı daha küçük ve normal insanlara göre gelişmemiş bir durumdadır.
* Küçük ve farklı burun tipinin yanı sıra diş etleri ve dişlerin zayıflığı, bunun yanı sıra dişlerde artan çürükler ve belirgin renk değişimleri söz konusudur.
*Normal duruş pozisyonundan uzak olan hastalar sürekli olarak ata biner gibi dururlar.
Hastalık, cinsel gelişimi etkilemekte ve büyüme zamanla durmaktadır. Zeka geriliği ya da ilerlememe durumu söz konusu değildir. Hastalar normal bir insan gibi düşünebilir ve fikir yürütebilir. Büyüme hormonu ve bunu sağlayacak ilaçların takviyesi herhangi bir fayda sağlamamakta olup ve uzmanlar bu tedavi yönteminin hiçbir işe yaramadığını açıkça belirtmektedirler.
Hastalığın Tedavisi Mümkün müdür?
Az önce de belirttiğim gibi ilaç tedavisi bu hastalık için hiçbir önem arz etmemektedir. Ek gıdalar ve besinlerin tüketilmesi de bu hastalığın gerilemesinde ya da hastayı iyileştirmede hiçbir işe yaramamaktadır. Son yıllarda fareler üzerinde yapılan deney sayesinde gen değişimi adı verilen tedavinin insanlar üzerinde de uygulanabileceği belirtilmiştir. Gen tedavisi ve uygulanışı hakkında henüz kesin ve ortaya sürülmüş bir bilgi yok fakat farelerin en iyi kobay olduklarını düşünürsek gen tedavisinin Progeria’nın önüne geçebileceğini tahmin etmek zor olmayacaktır.

Yapay göz aşısı tutunca Gözlükler tarh olacak mı?

14 Eylül 2012 Cuma yazildi.

Almanya Göz Cerrahları Başkanı Armin Scharrer, Nürnberg’de, ülkede ocak ayından beri uygulanmaya başlanan ve görme tedavilerinden yeni bir çığır açabilecek “Kamra İnlay” adlı suni maddeyi tanıttı. Çok ince bir madde olan “Kamra İnlay” göz bebeğinin üzerindeki saydam tabakaya yerleştiriliyor.

Bu basit işlemin ardından okuma gözlüğüne ihtiyaç kalmıyor. Armin Scharrer, “Kamra İnlay” bugüne kadar dünyada beş bin civarında hastanın gözüne aşılandığını ve hiçbir komplikasyon yaşanmadığını bildirdi. Ancak Scharrer, yapay dokunun aşılanması için sağlıklı ve kalın bir saydam tabakanın şart olduğu kaydetti. “Kamra İnlay” dokusunun aşılandığı ameliyatların maliyeti 2 bin Euro’yu buluyor.

Türk gençleri neden mutsuz sinirli ve öfkeli?

6 Eylül 2012 Perşembe yazildi.

Türk gençleri hem mutsuz, hem öfkeli
Birleşmiş Milletler’e bağlı olan Dünya Sağlık Örgütü (WHO) dünyanın en kızgın gençlerinin Türkler olduğunu açıkladı.
Birleşmiş Milletler’e bağlı olan Dünya Sağlık Örgütü (WHO) dünyanın en kızgın gençlerinin Türkler olduğunu açıkladı. Bu ay sonunda tamamı açıklanacak rapordan İsrail’in Times of Israel adlı haber sitesine sızan ilk bilgilere göre Türk gençleri öfke sıralamasında ilk sıraya yerleşiyor. 34 ülkenin incelendiği raporda, en öfkeli gençlerin yaşadığı ülkeler ise sırasıyla Türkiye, Yunanistan, Romanya, Ermenistan ve İsrail olarak açıklandı.
Milliyet'in haberine göre, Mutluluk Endeksi adlı raporda en mutsuz gençlerin bulunduğu ülkelerin de Türkiye, Ukrayna, Polonya, Letonya ve Kanada olduğu belirtildi. Endekse göre en mutlu gençlerin yaşadığı 3 ülke ise Ermenistan, Makedonya ve İsrail olarak açıklandı. 4 yıl süren araştırmada yaşları 11 ila 15 arasında değişen gençlerden yaşamları hakkında 0 ila 10 arasında bir puan vermeleri istendi.
Örgütün gerçekleştirdiği araştırmanın İsrail ayağını yürüten Doktor Yossi Harel-Fish, gençlerin hissettiği öfkenin geçici olduğunu söyledi. Ancak Harel-Fish mutluluğun gelecekten beklenenlerle bağlantılı olduğunu ekledi. Gelecek beklentisi ne kadar düşükse mutluluğun da o kadar düştüğü belirtildi. Toplum sağlığıyla ilgili uluslararası çalışmalar yapan örgüt 7 Nisan 1948 tarihinde kuruldu. İsviçre merkezli örgüte üye olan ülke sayısı ise 2012 yılı itibariyle 194 olarak biliniyor.
T24

Kadınlarda idrae kaçırma sorunu ve çözüm yolları

5 Eylül 2012 Çarşamba yazildi.


İdrar kaçırma sorunu yaşayan pek çok kadın, sık tuvalete gitme korkusu nedeniyle evden çıkamama, sürekli iç çamaşırı değiştirme zorunluluğu ve bu durumun yarattığı psikolojik travmalar nedeniyle büyük sorunlar yaşamaktadırlar. Memorial Şişli Hastanesi Üroloji Bölümü’nden Prof. Dr. Derya Balbay, kadınlarda idrar kaçırma sorunu ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.
Mesane ve bağırsak sarkmaları idrar kaçırma sorununa neden olur
Çok sayıda doğum yapma, “pelvik taban” denilen vücudun en alt bölgesini destekleyen sağlam dokuların özelliğini yitirmesi, sigara içimi ve fazla kilolar sonucu ortaya çıkan “bağırsak ve mesane sarkması”, ileri yaştaki kadınlarda sık görülen sağlık sorunları arasındadır. Günümüzde kadınlarda mesane ve bağırsak sarkması nedeniyle idrar kaçırma sorunu, büyük ameliyat kesileri olmadan ve bağırsaklar dışarı çıkarılmadan robotik cerrahi ile tedavi edilebilmektedir.
Cinsel hayat da olumsuz etkilenebilir
Mesane sarkması; doğum yapan kadınlarda, sigara içenlerde, kilolularda, ileri yaşlarda sıklıkla görülmektedir. İleri yaşta doku esnekliği de kaybolması bu tür sarkmaların oluşumunu kolaylaştırmaktadır. Hastaya sosyal anlamda büyük zarar veren bu hastalıkta, kadın idrar kaçırdığını hisseder ancak buna engel olamaz. Aynı nedenlere bağlı olarak doğum kanalından bağırsaklar da sarkabilir, kadının cinsel hayatı da olumsuz etkilenebilir. Kadınların %15 kadarında gözlenen bu durum daha önceden başka bir hastalığa bağlı olarak rahmi alınan kadınların yaklaşık %38’inde ortaya çıkabilmektedir.
Hasta konforu ön planda
İdrar kaçırma robotik cerrahi olmadan basit yöntemlerle de tedavi edilebilen bir hastalıktır. Son yıllarda geliştirilen bu yöntemlerde sentetik bir şerit doğum kanalı ön yüzünden geçen idrar kanalını asmak ve sabitlemek amacıyla uygulanır. Bu yolla özellikle ıkınmak, öksürmek, gülmek, oturup kalkmak gibi karın içi basıncını artıran durumlarda ortaya çıkan idrar kaçırma tedavi edilmiş olur. Ancak mesane ve bağırsak sarkması söz konusu olduğunda ise bu ameliyat tek başına yeterli olmaz. Birlikte, mesanenin vücudun daha üst kısımlarına, mesela kemik yapılara, sentetik yamalarla asılması da gerekir. Açık cerrahi ile yapıldığında bağırsaklar dışarı alınarak yapıldığından bağırsak fonksiyonlarının geri dönmesi gecikebilir. Ayrıca bu işlem büyük kesi ile gerçekleştirileceğinden ameliyat sonrasında yara yeri enfeksiyonları veya fıtıklaşmalarına neden olabileceği gibi, karın ön duvarında iz kalması ile sonuçlanabilir. Bu ameliyat robotik cerrahi le yapıldığında; büyük ameliyat kesisi yapılmaz ve bağırsaklar dışarı çıkarılmaz. Ameliyat sonrası bağırsak hareketlerinin daha erken normalleşmesi beklenir.

Çocuk için Babanın Önemi nedir?

28 Ağustos 2012 Salı yazildi.


Babanın görevi oyuncak almak mıdır?Babanın aile içindeki tavrı nasıl olmalıdır 
 
Çocukların asıl ihtiyaç duydukları gereksinimler neler? Onları oyuncağa boğmak sevgi açlığının yerini doldurabilir mi?
 
Babalar bazen çocuklarıyla yeterince zaman geçiremedikleri ve ilgilenemedikleri kaygısıyla çocuklarını hediye ve oyuncağa boğabiliyor.Oysa uzmanlar bu tavrın çocukların yeni bir şeye sahip olmanın keyfini yaşamaktan alıkoymakta ve sürekli talep etmesine sahip olduklarından memnun olmamasına neden olduğu konusunda uyarıyor.
 
Sosyal Hizmet Uzmanı Ahmet Köse babanın çocuğuyla iletişiminde dikkat etmesi gereken noktaları şöyle açıkladı: "Çocuğa sevgi ilgi gösterip zaman ayırın.
 
Çocuk gösterilen sevgi ve ilgiyle kendisine değer verildiğini sevildiğini hisseder mutlu olur. Çocuğa sevginin içten sıcak ve koşulsuz olduğu gösterilmelidir. Bebeğin sağlığı beslenmesitemizliği ağladığında sakinleştirilmesi ve tüm ihtiyaçlarının karşılaması önemlidir. Bu ilişki daha sonra sürecek olan sağlıklı ilişkinin önemli bir parçasıdır. Çocuğu başkalarıyla kıyaslamamalıdır. 
 
Çocuğun çabalarını olumlu davranışlarını desteklemeli başarısızlıkları karşısında sabırlısakin yapıcı olmalıdır. Çocuğun sorumluluğunu ve ihtiyaçlarını anne ile paylaşmalıdır. Çocuğun hayatındaki önemini çocuğa göstermeli ve ifade etmelidir. Baba davranışlarıyla çocuğa iyi bir model olmalıdır." 
 
SEVGİNİN GERÇEKLEŞTİRDİKLERİ 
 
Çocuğun büyümesinde ve gelişmesinde babanın çok önemli bir rolü olduğuna dikkat çeken Dr. İsmail Hakkı Çelik ise etkin bir baba rolünün çocuğun her türlü gelişimine olumlu yönde etki yaptığını belirtti. 
 
 
ZEKA GELİŞİMİNİ ETKİLER 
 
Dr. Çelik şöyle devam etti: "Babanın çocuğu ile ilişki kurma biçimi çocuğun kişiliğini etkiler. Babasından ilgi ve sevgi gören çocukların arkadaşları ile ilişkilerinde daha uyumlu liderlik özellikleri gelişmiş yetenekleri artmış çocuklar olduğu gözlenmiştir.
 
Anne ve babanın birbirine uyumlu ve dengeli olması çocuğun yetiştirilmesinde tüm gereksinimlerin karşılanmasında sorumluluk alması çocuğun kendisiyle ve dünya ile barışıkmutlu bir birey olmasına katkıda bulunur. Baba sadece doğrudan davranışıyla değil çevre düzenlemeleriyle de çocuğun zeka gelişimine katkı sağlar. Baba; çocuğun bağımsız davranmasını cesaretlendiren tutum içinde olduğunda çocuğun zeka gelişimi olumlu yönde etkilenmektedir.”
 
CİNSİYET ROLÜNDE BABANIN ETKİSİ
 
Babanın en önemli rollerinden birinin de çocuğun cinsel gelişimi üzerindeki etkisi olduğunu söyleyen Dr. İsmail Hakkı Çelik” Kız ve erkek çocuğun doğuştan getirdiği kendi cinsiyetine ait özellikleri ancak sağlıklı modelin izlenmesiyle gelişir. 
 
Babanın aile içindeki tavrı fonksiyonu çocuğuyla kurduğu açık ve güvenli ilişki özellikle erkek çocuğunun baba ile özdeşleşmesini kolaylaştırmakta ve cinsiyet rolünü geliştirmesine yardımcı olmaktadır. Erkek çocuğunun taklit edebileceği ya da yakın ilişki kurarak özdeşleşebileceği modele ihtiyacı vardır. 
 
Aynı şekilde kız çocukları için de babanın rolü karşı cinsi anlaması kendine güven geliştirebilmesi açısından önemlidir. Çocuğun gelişiminde hayata hazırlanmasında uygun disiplin yöntemlerinin kullanılması önemlidir. Babanın kızan bağıran otoriteyi temsil edenkendisinden korkulan ve tehdit unsuru olarak kullanılan rolde olmaması gerekir. Açık tutarlıbelli esneklikleri olan ilişki kurması sağlıklı babaçocuk ilişkisinde önemli bir rol oynar." 

Larengomalazi, Trakeomalazi, Bronşiektazi belirtileri ve tedavisi

18 Ağustos 2012 Cumartesi yazildi.


SOLUNUM YOLLARI KONJENİTAL HASTALIKLAR
LARENGOMALAZİ
· Özellikle hayatın ilk 6 haftasında görülen persistan stridorun en sık nedenidir.
· 2 yaş civarında düzelir.
· Laringoskopide inspirasyon sırasında omega şeklindeki epiglottisin kollabe
olmasının görüntülenmesi ile kesin tanı konur.

SOLUNUM YOLLARI KONJENİTAL HASTALIKLARI
TRAKEOMALAZİ
· Trakeanın kıkırdak yapısının yeterli gelişememesi
gelişmemesi sonucu görülür.
· En sık görülen yapısal ve dinamik anomalidir.
· Tanı sinefloroskopi veya bronkoskopi ile konur.

BRONŞİEKTAZİ
· Bronş ve bronşiollerin kronik nekrotizan enfeksiyonudur ve hava yollarının
anormal dilatasyonu ile sonuçlanır.En sık alt lobları tutar.
· En sık ve tipik bulgu pürülan balgamdır. Çomak parmak görülebilir.
· Çekilen akciğer grafisinde ekmek içi görünümü ve BT’de taşlı yüzük görünümü
tipiktir.

Kafeinsiz çay geliyor - Kafeinsiz çay nasıl yapılır

yazildi.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 'kafeinsiz çay' ve 'bioyakıt' için çağrı duyurusu yayımladı. Rize’de ise kafeinsiz çay üretimi için çalışmalar başladı.

Kamu kurumlarının Ar-Ge ile giderilebilecek ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla TÜBİTAK'ın 2005'te başlattığı '1007 Programı' değiştirildi ve Ar-Ge projelerinde etkinliği artırmak amacıyla da çağrılı sisteme geçildi.

Sistem değişikliği sonrası ilk çağrılar da yapıldı. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 'uyku kaçırmayan kafeinsiz çay' ve 'biyoyakıt', Orman ve Su İşleri Bakanlığı 'erozyon' ve 'orman yangınları', Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı da kazaların yaşandığı hemzemin geçitlerin yanı sıra tren yolları için çağrı duyurusu yayımladı.

Yeni sistemde kamu kurumlarının Ar-Ge nitelikli ihtiyaçları, TÜBİTAK ile işbirliği halinde belirleniyor. Belirlenen ihtiyaç başlıklarına, önem ve aciliyet sırasına göre öncelik veriliyor. Bu kapsamda, öncelikli başlıkların çağrı dokümanlarının oluşturulması için odak grup çalışmaları düzenleniyor. Odak grup çalışmalarına konunun uzmanı araştırmacılar, özel sektör temsilcileri, müşteri kurum temsilcileriyle TÜBİTAK yetkilileri katılıyor.



Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, bu yıl kamunun Ar-Ge projelerine 190 milyon TL destek verileceğini açıklamıştı. Ergün, 2005'ten bu yana kamu kurumlarının 191 Ar-Ge projesine TÜBİTAK desteği verildiğini, destek bütçesinin 1 milyar TL olduğunu söyledi.

Milliyet'in haberine göre; kafeinsiz çay, Rize Ticaret Borsası Başkanı Mehmet Erdoğan'ın kafeinsiz çay üzerinde çalıştıkları haberiyle gündeme gelmişti.

Erdoğan, geçtiğimiz haftalarda yaptığı açıklamada, kafeinsiz çaya 'Akşam Çayı' adını vereceklerini belirterek, "İnsanlar artık çay içtikten sonra uyku problemi çekmeyecek" demişti.

Buna karşın, kafeinsiz çay elde edilirken, organik solvent bazı yöntemlerin kullanıldığını belirten bazı uzmanlarsa, bu maddelerin kalıntılarının toksik (zehirleyici) etkileri olduğunu savunuyor. Kafein, uyarıcı etkileri nedeniyle özellikle çocuklarda fazla miktarda tüketilmemesi gereken bir madde olarak biliniyor.

Sivilce ve aknelere doğal çözüm - sivilce ve akneler nasıl yok edilir?

17 Ağustos 2012 Cuma yazildi.

“Özel geliştirilmiş yoğun bakım yöntemiyle gençleri aynalara küstüren sivilcelere 5 haftada çözüm getirilebiliyor” diyen Nesrin Sürer, bu uygulama hakkında şöyle bilgiler verdi:
Break out: Almost half of American women have be found to get clinical acne but it is less than the amount of women found to be affected in 2006

“Bio Heating Mask , Enzym Peeling, Hydro Lotion, Vitamin A serum ile yapılan yoğun bakımlar sayesinde 5 haftada sivilce sorunundan kurtularak temiz ve duru bir cilde kavuşmak mümkün.
 
Yöntemin ilk aşamasında cilde yağlanmayı önleyen “Hydro Losyon” serumu sürülüyor. Yağ dengesini düzenleyen bu serum özel bir cihazla cilde iyice nüfuz ediyor. Ardından genç ciltler için özel hazırlanan “Bio Heating Mask”, Maulbeer ekstresi, Allantoin, Oleanol acit ve mineral etken madde içerikli doğal maske hamur biçiminde tüm yüz, boyun ve dekolteye sürülüyor. Maskenin ısısı 42 dereceye kadar yükselip, tekrar 0 dereceye kadar düşerek soğuyor. Yöntemin son aşamasında cilde “Vitamin A” serumu sürülüyor.”
 
Sürer, yönteminin düzensiz beslenme, yanlış kozmetik ürün kullanımı, stres, adet düzensizliği, cilt temizliğinin ihmal edilmesi ve hava kirliliği gibi sorunlardan kaynaklanan sivilcelerin düzelmesinde de son derece başarılı sonuç verdiğini belirtiyor. 

Yaz hamilelerine tavsiyeler - Yazın hamilelik

16 Ağustos 2012 Perşembe yazildi.

Hamilelik ile artan vücut ısısı, anne adayını sıcağa karşı daha da tahammülsüz yapıyor.
Hamilelik döneminde artan metabolizma hızı, vücut ısısını daha da yükseliyor. Buna bir de havanın sıcaklığı eklenince anne adayı iyice zorlamaya başlıyor.
-Terletmeyen, serin tutan bol ve rahat kıyafetler tercih edin.
-Terlemeye karşı bol sıvı alın. En iyi seçenek sudur. Ancak portakal suyu, süt ve terleme ile kaybedilen elektrolitleri de yerine koymak için sporcu içecekleri de tercih edilebilir. Aşırı sıvı alımının da su zehirlenmesine sebep olabileceğini unutmayın!






- Gün içinde, havanın serinlediği saatlerde yürüyüş ve egzersiz yapın.
-Nefes alıp verme de ısıyı düzenlemede önemli bir faktördür. Çok hızlı olmayan düzenli bir tempoda nefes alıp vermeye çalışın.
-Yüzme sadece serinletmekle kalmaz, tüm vücudu çalıştıran güzel bir egzersizdir.
-Gün içinde özellikle iş sonrası veya yemekten sonra 30-60 dakika uzanın
-Ayaklarınızın altına bir havlu veya ufak bir yastık koyarak hafifçe yükseltin.
- Ayaklarınıza rahat hatta mümkünse biraz büyük ayakkabılar giyin.
-Haftada 2-3 kere yürüyüş yapın. Uzun süre aynı yerde ayakta kalmayın.
-Tuzu yiyeceklerinizden tamamen kaldırmayın ama azaltın. Yüzüklerinizi elleriniz şişmeden çıkarın. 

Hamilelikte melanin hormonunun artışı nedeniyle özellikle yüzde, gebelik maskesi denen renk koyulaşmaları ve lekelerin ortaya çıkabileceğini belirterek yaz aylarında mutlaka 30-45 koruma faktörlü güneş kremi kullanmalarını tavsiye ediliyor.

Az yağlı ve tuzlu yiyecekler

Beslenmede bol sıvının yanında az yağlı ve az tuzlu yiyecekler de öneriliyor. Yazın rahatlıkla bulabileceğimiz taze sebze meyve en ideal besinlerdir. Protein desteği için et, süt, yoğurt unutulmamalıdır. Sık sık ve az az yemek gebelikte mide şikayetlerini azaltır.

En ideali yüzme

Anne adayları için en ideal spor yüzmedir. İmkanı olmayanlar için günün erken saatlerinde yapılacak hafif tempolu yürüyüş de yeterli olur. Sık olarak ılık duş almak, iyi kurulanmak gerekmektedir. Şikayet (idrar yanması, vajinal akıntı) oluştuğunda erken doktora başvurmak önemlidir.

Dedikodu yapmak ruhsal sağlığa iyi geliyor mu?

5 Ağustos 2012 Pazar yazildi.




Yakın arkadaşlarla yapılan toplantılarda fazlaca yapılan dedikodunun insan sağlığını önemli yönde etkilediği ortaya çıkarıldı. Uzmanlar dedikodunun endişe ve stresi azaltan progesteron hormonunun seviyesini yükseltip, sakinlik ve huzur verdiğini saptadı.Sosyal bağın güçlenmesinde önemli faktör olan dedikodu özellikle stresini gidermedeki en etkili ilaç.

Kilolu olmadığı halde Göbeği olanlar ne yapmalı?

14 Temmuz 2012 Cumartesi yazildi.

“Ben şişman değilim ki yalnızca göbeğim var” diye boş yere kendinizi teselli etmeyin. Prof. Dr. Mocan’a göre siz artık karın obezisiniz ve kalp hastalığı, şeker, yüksek tansiyon ve hatta hatta iktidarsızlık size çok yakın… Göbekten kurtulmak için bugün harekete geçin!..
Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi İç Hastalıkları Bölüm Şefi Endokronoloji Uzmanı Prof. Dr. Ziya Mocan göbek yapan beslenme yöntemleri ve bel bölgesindeki yağlanmadan kurtulma yollarına dair sorularımızı yanıtladı:

Zayıf İnsanlarda Neden Göbek Olur?

Neden insanlar çok kiloları olmadığı halde bir anda göbek sahibi olurlar? 
Bunun adı ‘karın obezitesidir’. Elinize bir mezura alın ve ölçün. Bel ölçüleri 102 santimin üzerindeki erkekler ile 88 santimin üzerindeki kadınlar karın obezidir. Hem beslenme yetersizliğinde hem de fazlalığında karın obezi olabilirsiniz. Karaciğeriniz her iki durumda da yağlanır. Dalak, bağırsak, pankreas yağlanmaz ama karaciğer yağlanır. Böylece göbek olur. Göbeğiniz varsa şeker hastalığına yakalanma riskiniz artar. Bununla birlikte hipertansiyon oluşur ve kalp hastalıkları riskiniz çoğalır. Artık kalp hastalığı için de adaysınızdır… Bununla birlikte karın şişliği olan erkekleri iktidarsızlık bekler.

Göbeği Olanlar Obez Mi?

Çok şişman olmayan ama göbeği olanlar obez midir? 
Evet, sadece karındaki obezite bile komplikasyonlara neden olabilir. Yani sadece göbeği olanlara da obez diyebiliriz. Çok fazla kilosu yok, bakıyorsunuz normal, ama karnı şiş. Bu hastalarda kolesterol miktarları, LDL kötü kolesterolü yüksektir, iyi kolesterolleri ise daha düşüktür. Ve Trigiliserit de yüksektir. Bunlarda gece uyku apneleri gelişebilir. Çünkü karın şişken yatay pozisyona geçildiğinde akciğerler solunum kapasitesini azaltır ve geceleri solunum durmaları oluşabilir.
Kadınlarda mı, erkeklerde mi göbek daha zararlı? 
Zarar olarak ikisi arasında fark yoktur ama erkeklerde karın obezitesi daha fazladır. Biz komplikasyonları daha fazla erkeklerde gözlüyoruz. İnsülin fazlalığı sonucu damarlarda da kasılma oluyor. Hipertansiyona da yol açıyor. Bunların sempatik aktivitasyonları, adrenalin hormonları fazladır. Heyecan ve korku ile artan hormonlar yüksektir. Bunun anlamı; sinirli ve çarpıntılı olurlar. Göbeği olan kişiler öfkelerini aniden dışa vurmaya daha yatkındırlar. En ufak bir şeye birden sinirlenebilirler. Ani reaksiyon verirler, ufak şeylerden hemen alınırlar. Hassas bünyeli insanlardır. Genel olarak şişman olanlarda bu tepkilere çok rastlamayız ancak göbek şişmanlığı bu psikolojiye yol açar. Bu kişiler çok çabuk hareket ederler, kof değillerdir. Tuza karşı çok hassas olurlar. Tuzlu yedikleri zaman ayakları, bilekleri şişer. Tansiyonları yükselir, hipertansiyona açık yaşarlar.

Göbeği Eritmek İçin Egzersiz Mi Diyet Mi Yapmalı?

Göbek eritmek için en doğrusu diyet yapmak yoksa egzersiz mi? 
Diyet yapmanız şart, yalnızca egzersizle geçici bir iyilik sağlarsınız. Ancak yalnızca diyet de yeterli olmayabilir. Karın eritmek için temel egzersiz vardır: Birincisi, üst karın için mekik gereklidir. İkincisi, alt karın için yatay pozisyonda bacak hareketleri yapılmalı. Üçüncüsü ise, bel ve yan taraflar için twist denilen sağa sola dönerek yapılan hareketlerdir.
Herkesin sorunu
Aynaya bakın, giderek büyüyen göbeğiniz artık vücut yapınız mı oldu? Ne kadar kilo verirseniz verin, göbeğiniz yerinde sabit mi duruyor? Kapanmakta zorlanan pantolonlarınız her geçen gün daha mı fazla rahatsız ediyor? Yalnız değilsiniz, çünkü göbek sorunu giderek büyüyor. Üstelik göbek yalnızca estetik bir problem değil; bozulan sağlığınızın, kalp hastalığının, iktidarsızlığın gerçek bir göstergesi. Kadın-erkek binlerce kişinin ortak sorunu olan göbekten kurtulma yollarını sizler için araştırdık. Prof. Dr. Ziya Mocan beslenme yöntemleriyle göbek eritme yöntemlerini, Prof. Dr. Onur Erol göbek estetiğini anlattı. Doç. Dr. Hürriyet Yılmaz yaza müthiş bir karınla girmenizi sağlayacak sporlar hakkında bilgi verdi. Hamilelik göbeğinden doğum sonrası kurtulmanın yollarını Dr. Murat Berkay gösterdi. Göbeğinizdeki yağlardan kurtulma formülleri bu yazı dizisinde…
Göbek 2 yılda ancak erir
Piknik bir tipseniz göbek yağlarınızı eritmeniz uzun ve külfetli olacaktır. Hızla kilo verebilirsiniz yüzünüz zayıflayabilir, vücudunuz incelebilir ama göbeğiniz kalır, çünkü en son kilo verilen yer göbektir. Ancak iki yıl düzenli beslenerek de göbekten kurtulabilirsiniz. Çünkü iki yıldan önce karındaki yağ hücreleriniz yok olmaz. Belki göbeğiniz yok oluyor gibi görünebilir ama kilo alır almaz önce göbeğiniz çıkar. Göbeğinizden kurtulmak için diyet yapıyorsanız bu bölgede yavaş yavaş oluşan yağlardan tamamen kurtulmak için iki yıla ihtiyacınız var.
Kadınlar için daha zor
Erkekler göbeklerini kadınlara göre daha kolay eritebilirler. Çünkü erkekler kültür fiziğe daha çok uyuyor. Erkeklerin kas gücü daha fazla olduğu için mekik ve karın hareketlerini etkin yapabiliyorlar. Türk kadınlarının leğen kemiği yani kalçaları, Avrupalı kadınlara ya da Türk erkeğine göre de çok daha geniştir. O yüzden Türk kadınları göbekli ve kalçalı olmaya daha yatkındır. Belli bir yaştan sonra göbek kişilerde doğal bir durum gibi algılanıyor ama bu yanlış. Bakıyoruz, hasta orta yaşın üzerinde, göbeği var ama bundan rahatsız olmayı tamamen bırakmış, bize tansiyon şikayeti ile geliyor. Hiç tansiyon ilacı vermeyip, insülin tedavisiyle tansiyonu düşürüyoruz. Göbeğini eritmesini sağlıyoruz, iyileşebiliyor. Bu çok önemli olduğu için tekrar ediyorum, göbek yaşa endeksli bir durum değildir. Çocuk obezitesi de yani göbekli çocuk sayısı da giderek artıyor. Çocukların ergonomileri ona göre gelişiyor ve büyüdüklerinde çok daha büyük bir problemlerle karşılaşıyorlar.
B vitamini göbek yapar
Yağlı yerseniz, bilin ki göbeğinizi büyütmüş olursunuz. Biz Türkler zaten piknik tip yapısına sahibiz. Karın ve göbek oluşumumuz fazla. Genetik olarak göbeğimiz büyümeye müsait. Gece geç saatte yenen yemekler göbek büyümesini hızlandırır. Gaz yapıcı diyetlerden kaçınmak gerekli. Lahana, turp gibi yiyeceklerden uzak durun. Kabız kalmamak çok önemli. Kabızlık için de belirli şeyler var, kuru kayısı, erik gibi yiyecekleri özellikle akşamları yatmadan önce tüketmelsiniz. Posalı yiyecekler önemlidir. B vitamininden yüksek olan gıdalar göbek yapar. Biraların içinde de B vitamini vardır. Bu nedenle göbek sorununuz varsa ve içki içmek istiyorsanız birayı tavsiye etmem çünkü ‘bira göbeği’ denen şey doğrudur. Şarap ikinci sırada tehlike yaratır. Rakı genel şişmanlık yarattığı için belki sorunlu olabilir. B vitamini, karın yağlanması yapan önemli faktörlerden biridir. B vitami yüksek dozda ve gereksiz yere ve uzun süre kullanılmamalı.
Bağırsak sorunu olmasın
Hassas bağırsak sendromu ile karın büyüklüğünü iyice ayırt etmek gerekir. Hasas bağırsak sendromu kişinin sıkıntılarını bir anlamda içine atmasıyla bağırsaklarına hassasiyetin vurması şeklinde kendini gösterir. Kimi sinirlenince başı ağrır, bu şahıslar sinirlenince bağırsaklarında aşırı gaz ortaya çıkar. Çünkü bağırsak fonksiyonlarında ani azalma ve artma olur ve karın aniden büyür. Mesela 15 gün büyük karınla gezer, bir hafta normale döner. Karın obezitesini hassas bağırsak sendromu ile birbirine karıştırmamak gerekir.

Kilo almak için neler yapmak gereklidir - Neden Kilo alamıyorum?

yazildi.

Kilo almak isteyen ortalama bir insan büyük porsiyonlu ve yüksek kalorili yiyecekler yemelidir. Hafif egzersizler, iştahınızı açılmasını ve yağ yerine kas olarak kilo almanızı sağlar.
Aşağıdaki tavsiyeler kilo almak ya da kaybettiği kiloları geri almak isteyenler tarafından uygulanabilir. Kişisel ihtiyaçlarınız için bunların bir kısmını değiştirmeniz gerekebilir. Uzmanınıza ya da diyetisyeninize bu konuyu danışabilirsiniz.

  • Normalde bir günde tükettiğiniz kaloriden 500 kalori daha fazla tüketerek başlayabilirsiniz. Bazı kişilerin ekstradan yaklaşık 1000 kalori tüketmesi gerekebilir. Gıdaların ambalajındaki besin tablosuna bakarak yiyeceklerin ne kadar kalori içerdiğini öğrenebilirsiniz.
  • Gün içinde fırsat buldukça bir şeyler atıştırın.
  • Genellikle yüksek kalori içeren gıdaları tüketin.
  • Öğünlerde normal porsiyondan daha fazlasını yemeyi deneyin. Eğer iştahsızsanız yüksek kalorili ama küçük porsiyonlu gıdaları daha sık tüketmeye çalışın.
  • Yağdaki kalori diğer bütün yiyeceklerdekinden daha fazladır: 1 çay kaşığı yağ 45 kalori içerir. Diyetinize; bitkisel yağlar (kanola yağı, zeytin yağı ve yerfıstığı yağı), yumuşak margarinler (trans yağ içermeyenleri tercih etmelisiniz), fıstık ezmesi (yemeden önce karıştırılması gereken çeşidini tercih edin) ve avokado eklemek fazla yemek yemeden kalori alabilmenizi sağlar.
Doymuş yağlardan sakının
Tüm yağ türleri aynı seviyede yağ içermelerine rağmen doymuşyağlar kolestrolünüzü ve diğer zararlı kan yağlarınızı yükseltirler.Yüksek doymuş yağ oranınasahip gıdalar şunlardır: günlük süt ürünlerinin tümü, tavuk derisi, sosis, ekşi krema, tereyağı,yağlı et, ve çeşitli işlenmiş atıştırmalık yiyecekler.
Yüksek kalorili bir diyet uyguluyor olsanız bile bunu, tam tahıllar, meyve ve sebzeler gibi işlenmemiş karbonhidratlarla ve yağsız süt, derisi ayıklanmış kümes hayvanı eti, balık, yumurta beyazı, fasulye, yağsız biftek gibi yağsız protein ürünleriyle destekleyerek sağlıklı hale getirebilirsiniz.

Prof. Dr. Ahmet Maranki Kilo Aldırıcı Formülü

Prof. Dr. Ahmet Maranki kilo aldırıcı formülün hazırlanması;
250 gram kuru siyah üzüm içerisine 1 çay kaşığı kadar kına kına ile 1 tutam pelin otu ilave edilir.(Kına kına başka bir bitkidir, bildiğimiz kına değildir.)
Bu karışım kıyma makinesinde çekilip 3 litre su içerisine karıştırılır. Ardından, yarı suyu gidinceye kadar bu kür kaynatılır. Tülbent ile bu kür süzülüp (süzülmüş üzüm suyu başka bir kaba alınır) kalan posası ikinci kez 3 litre su içerisine karıştırılır ve tekrar yarı suyu gidinceye kadar kaynatılır. Bu üzüm suyu da tülbent ile süzüldükten sonra ilk başta elde edilen üzüm suyu ile karıştırılır ve bu karışıma bir miktar şeker ilave edilir.
Sabahtan ikindi vaktine değin bol bol bu üzüm küründen içilir. Su içilmemelidir, ikindiden sonra susuz kalınır. Akşamdan sonra bol bol yoğurt yenmelidir. Gece yarısı içine bal ilave edilmiş süt içilir. Prof. Dr. Ahmet Maranki’nin kilo alma kürü günlük olarak hazırlanmalıdır. Sabahları ise kahvaltıda çay yerine sebze ve meyve suları içilmelidir.

Suna Dumankaya‘dan Kilo Almayı Hızlandırıcı Formül 

Malzemeler
  • 150 gr. ceviz içi,
  • 200 gr. hurma,
  • 200 gr. kayısı,
  • 200 gr. incir,
  • 20 gr. keten tohumu,
  • 1 portakalın kabuğu (rendelenmiş olarak),
  • 50 gr. tuzsuz tereyağı,
  • 2 tane kakule,
  • 2 gr. anason tozu,
  • 50 gr.fıstık içi (tuzsuz),
  • 1 kilo bal,
Formülün uygulanışı:
Önce hurmaları akşamdan ıslatıyoruz ve çekirdeklerini çıkartıyoruz. Kayısı, incir ve hurmayı blenderdan geçiriyoruz. Sonra tüm malzemelerimizi karıştırıyoruz.
Bu kürden sabah akşam 1 tatlı kaşığı yemek gereklidir. Düzenli kullanıldığında kilo almanıza yardımcı olur.

Bayanlara Kilo Aldıran İbrahim SARAÇOĞLU Kürü

Bir hafta boyunca, sabah kahvaltısı ile öğlen yemeği arasında yarım bardak su ile çiğnemeden üç-dört adet karanfil yutulur. Yedi gün tamamlandıktan sonra aşağıdaki kurallara uyarak küre başlanır.
Tüketeceğiniz ne tür et (koyun, dana, balık veya tavuk) olursa olsun beraberinde orta boy büyüklüğünde ızgarası yapılmış veya pişmiş domates tüketilmesi gerekir.Öğünlerde sadece normal buğday ekmeği tüketilir (beyaz ekmek, kepeksiz). Her gün bir ay boyunca on-onbeş adet antep fıstığı tüketilir. Meyvelerden daha ziyade taze beyaz üzüm ve muz tercih edilmelidir. Her öğlen yemeğinde mutlaka bir adet haşlanmış patates tüketilmelidir. Acı olmamak şartıyla salatanızda sivri veya dolmalık biber bir ay boyunca eksik olmamalıdır. Her akşam yemeğinden iki saat sonra, bir fincan melisa çayı içilmelidir. Hangi meyveyi tüketirseniz tüketin mutlaka yarım kase yoğurdun içerisine doğradıktan sonra tüketilmelidir. Hangi tatlı olursa olsun, mutlaka bol tarçın serperek tüketilmelidir. Kendiniz evinizde kek veya süt ürünlerinden tatlı yapıyorsanız mutlaka biraz fazlaca tarçın ilave ediniz. İş yerinizde veya evinizde, sofraya yalnız oturmayınız.
Her gün 20 dakika mutlaka yürüyüş yapınız. Zamanı önemli değil. Ancak, her gün bir ay boyunca, aynı saatlerde yürüyüş yapmaya özen gösterin.
Aşağıda Belirtilen Yasaklara Uyunuz.

Erkekleri Kilo Aldıran İbrahim SARAÇOĞLU Kürü

Bir hafta boyunca, sabah kahvaltısı ile öğlen yemeği arasında bir su bardağı suda baş parmak büyüklüğünde iki adet kökzencefil 6 dakika demlenip içilir. Öğütülmüş kökzencefil bu amaç için uygun değildir.
Tüketeceğiniz ne tür et (koyun, dana, balık veya tavuk) olursa olsun, üzerine bolca kekik serpip tüketiniz. Öğünlerde sadece normal buğday ekmeği tüketilir (beyaz ekmek, kepeksiz). Her gün bir ay boyunca on-onbeş adet antep fıstığı tüketilir. Meyvelerden daha ziyade taze beyaz üzüm ve muz tercih edilmelidir. Her öğlen yemeğinde mutlaka bir adet haşlanmış patates tüketilmelidir. Tüketilecek patetesin üzerine kimyon mutlaka serpilmelidir. Acı olmamak şartıyla salatanızda sivri veya dolmalık biber bir ay boyunca eksik olmamalıdır. Her akşam yemeğinden iki saat sonra, bir fincan kuşburnu çayı içilmelidir. Hangi meyveyi tüketirseniz tüketin mutlaka yarım kase yoğurdun içerisine doğrandıktan sonra tüketilmelidir. Hangi tatlı olursa olsun, mutlaka üzerine limon sıkılarak tüketilmelidir. Limon sıkılmış tatlı mutlaka yemekten önce aç karına tüketilmelidir. Tatlının üzerine normal öğününüze devam edebilirsiniz. İş yerinizde veya evinizde, sofraya yalnız oturmayınız. Her gün 20 dakika mutlaka yürüyüş yapınız. Zamanı önemli değil. Ancak, her gün bir ay boyunca, aynı saatlerde yürüyüş yapmaya özen gösteriniz.

Kilo Almak İsteyenler için Yasaklar

Günde iki bardaktan fazla çay içilmemelidir. Kahve ancak 1 tane. Turşu, karabiber, acı biber ve sütten en az iki ay uzak durunuz. En az iki ay boyunca, bezelye, nohut, ıspanak, karnabahar ve brüksel lahanası tüketilmemelidir. Her türlü kaymak ve yemeklerde katı yağ kullanımından uzak durulmalıdır.

Kola hakkında yapılan araştırmada çıkan sonuçlar

28 Haziran 2012 Perşembe yazildi.

Fransa Ulusal Tüketim Kurumu'nun araştırmasına göre, 19 kola ürününün çoğunda litre başına 20 küpe eşit şekere rastlandı. Lightlardaki tatlandırıcılar sağlığa zararlı çıktı. Ve kolalarda çok düşük miktarda da olsa alkol bulundu.

Fransa'da yapılan bilimsel bir araştırma, şeker deposu kolanın obeziteye yol açtığını ortaya koydu. "60 Millons de consommateurs" (60 Milyon Tüketici) isimli dergi, Fransa Ulusal Tüketim Kurumu'nun (INC) kolalı içecekler üzerindeki araştırmasının sonuçlarına açıkladı. Dergi, ülkede sağlık tartışmasına yol açan sonuçların "şaşkınlık verici" olduğunu ve bu içeceği tüketenlerin artık daha temkinli olması gerektiği yorumunu yaptı.

En büyük tehlikenin koladaki şeker miktarıyla ilgili olduğunu belirten INC, tam 19 kola markası (Coca-Cola, Pepsi, Auchan, Cora, Casino, Leader Price, Man U-Cola, v.b.) üzerinde yaptığı araştırmada; şeker, tatlandırıcı, katkı maddeleri, kafein ve alkole rastladı. Çoğunda litre başına 100 gramdan fazla, yani 20 küpe eşit şekere rastlanırken, bu rakam Coca- Cola'da 18, Pepsi de ise 17 olarak açıklandı. "Light" kolaya gelince; tatlandırıcı miktarının "vücuda zarar verecek kadar çok oranda" olduğu belirildi. Kurum, fazla şeker tüketiminin başta obezite olmak üzere, diyabet ve kardiyovasküler hastalıklara yol açtığı hatırlattı.

Coca-Cola ve Pepsi Cola'da alkol çıktı
Bilim insanları, laboratuvardaki incelemede sürpriz bir şekilde tarçın, Hindistan cevizi ve turunçgiller gibi bazı bitki ve meyvelerin bulgularını da elde etti. Kurum, bazı insanların bu bitki ve meyvelere karşı alerjik olduğunu hatırlatarak, giderek artan gıda alerjilerinin bir nedeninin de kola olabileceği belirtildi. Daha önce gazlı içeceklerde bulunduğu bilinmeyen "terpen"in doğal ürün bileşeni olarak a r o m a yaratmakta kullanıldığı keşfedildi. ABD'nin Kaliforniya eyaletinde kanserojen olarak kabul edilen fosforik asit veya amonyum sülfat karamel E150D isimli gıda renklendirmekte kullanılan tartışmalı içeriğin de kola üretiminde kullanıldığı ortaya çıktı.

ÇOK DÜŞÜK ORANDA ALKOL
En şaşırtıcı veriyse kolada alkola rastlanması oldu. Aralarında Coca-Cola, Pepsi Cola, Coca-Cola Light Coke ve Coke Zero'nun da bulunduğu 10 içecekte alkole rastlandığını belirten uzmanlar, bu oranın ülkede alkollü içecek kabul edilen yüzde 1.2 oranından çok daha düşük, 0.001 oranında olduğunu bildirdi.

Bu da litre başına 10 mg alkole karşılık geliyor. Fransa'daki Coca-Cola direktörü Michel Pepin "gizli formülü gereği" bazı aşamalarda alkolün kullanmış olabileceğini belirtirken, Pepsi adına konuşan bir sözcü de bazı içeceklerde "alkolün izine rastlanabileceğini", ancak Pepsi Cola'nın "alkol içermediğini" söyledi.

Neurofibromatosis Hastalığı nedir - Endonezyalı Chandra Wisnu

17 Haziran 2012 Pazar yazildi.

Endonezyalı Chandra Wisnu 33 sene önce eşi Nanik ile evlendiğinde hayatının gayet güzel olduğunu düşünüyordu. Genç, yakışıklı ve eğitimli bir adamdı. Fakat düğünden sonra işler pek de yolunda gitmedi...

Başlarda ensesinde küçük baloncuk gibi yaralar çıkmaya başladığını farketmişti fakat pek üstünde durmamıştı. Şu anda 57 yaşında olan talihsiz adam kendini evine kitliyor ve kimsenin onu bu halde görmesini istemiyor.
'Balon adam'ın dramı
Dışarı çıktığı ender zamanlarda ise 3 kat giyinip güneş gözlüğü takıyor ki çocukları korkutmasın...

"İNSANLAR BENDEN KORKUYORLAR"

'Benden hastalık kapacaklarını düşünerek kaçıyorlar ben de onlardan uzak duruyorum. Sadece kızımı okuldan almak için evden çıkıyorum' diye de ekliyor.

32 yaşına geldiğinde tüm vücudu tümörle kaplı hale gelen Wisnu'nun hayatı şu anda daha da zor. 57 yaşındaki adamın tek korkusu diğer çocuklarının da hastalık belirtisi gösteriyor olması. Hastalığının özel bir tedavisi bulunmadığı için elinden tek gelen şey beklemek.

Neurofibromatosis (NF) kemikleri, yumuşak dokuyu, deriyi ve sinir sistemini etkileyen genetik bir hastalıktır. 2 farklı tipi vardır: Neurofibromatosis 1(NF1) ve Neurofibromatosis2. NF1 1/ 3000 oranında görülürken NF2 50.000 doğumda bir görülür.
  • NF1, von Recklinghausen hastalığı olarak da bilinir ve aşağıdaki bulgular bulunur.
    6 veya daha fazla cafe-au-lait lekesi ( oval açık kahve renkli 0.5 cm den büyük lekeler)
  • Çok sayıda neurofibromlar( deriden kabarık veya derine inen tümörler)
  • Çiller (Kasık gibi kıvrım bölgelerinde)
  • Lish nodülleri (gözün iris tabakasındaki ince tümörler)
NF2 de bilateral acoustic neurofibromatosis olarak bilinir ve de beyin ve omurilik de çok sayıda tümör mevcuttur. Hastalığın ilk bulgusu genelde işitme sinirinde gelişen tümörler bağlı gelişen işitme kaybıdır. Sıklıkla bu bulgu ergenlik döneminde veya 20 li yaşların başlarında gelişir.
Neurofibromatosisin nedeni nedir?
NF1 and NF2 farklı genlerdeki defekt sonucu gelişir. NF1 17. ve NF 22. kromozomdaki mutasyon sonucu gelişir. Mutasyona uğramış gen neurofibramatosisli bir ebeveynden geçebilir veya bazı olgularda gende spontan bir mutasyon gelişmektedir. Neurofibromatosisi bulunan bir gencin çocuğuna bu hastalığı geçirme olasılığı % 50 dir.
Neurofibromatosisin bulguları nelerdir?
Hastalığın yayılımı ve şiddeti kişiden kişeye değişebilirken, aynı ailedeki bireyler arasında da değişebilir.
Bir çok kişide NF bulunmadan café-au-lait lekeleri bulunabilirken, yaşamın ilk beş yılında 5 den fazla café-au-lait lekesi bulunan kişilerin NF olma olasılıkları yüksektir. % ve daha fazla café-au-lait lekesi yenidoğanlarda % 1.8 oranında görülürken, 5 leke veya daha fazla sayıda leke bulunduran çocukların % 25-40 ında , erişkinlerin ise %14'ünde NF bulunur. Koltuk altlarında çillerin bulunması NF1 in belirgin bir belirtisidir.
Ergenlik sonrasında NF1 li hastaların % 97-100 ünde Lisch nodülleri bulunur. Bu nodüller klkinik olarak bir rahatsızlık vermezken, tanı koynaya yardımcı olur.
Başlıca 4 tip NF1 bulunur:
  • Kutanöz: Kanser riski taşımayan yüzeyel yumuşak düğme benzeri deri tümörleri
  • Deri altı: Derinin dermis denen orta tabakasında lokal ağrı ve hassasiyete yol açan tümörler
  • Nodular plexiform: Sırttaki sinir köklerini tutan geniş tümör ağı
  • Yaygın plexiform: Derinin tüm katlarını, kasları, kemikleri ve kan danmarlarını tutan tümörler
NF1'in deri tutulumunun şiddeti, hastalığın sistemik bulgularının yayılımı ve şiddetini göstermez. Vücudun çeşitli bölümlerinde problemler görülebilir:
  • Diz ve dirseklerin altındaki uzun kemiklerde şekil bozukluğu ve omurganın eğriliği
  • Kısa boy ve büyüme hormonu eksiklliği
  • Öğrenme zorlukları(konuşma problemleri) ve davranış bozuklukları( %25-40 oranında öğrenme bozuklukları, % 5-10 oranında zeka geriliği
  • Göz sinirinde görme kaybına yol açan tümörler
  • Yüksek kan basıncı ve diğer damar anomalileri
  • Beyin ve omurilikte tümörler: artmış epilepsi riski
  • Sindirim sisteminde kanma ve tıkanmaya neden olan tümörler
  • İşitme bozuklukları
NF2 de harici bulgular pek yoktur ve olguların çoğunda ilk belirti işitme kaybıdır.
NF1 and NF2'deki tümörlerin çoğu selim huyludur. Fakat buiyi huylu tümörlerin aşırı büyümesi yaşamsal fonksiyonları etlileyebilir. NF1 li hastaların % 3-15 inde kanser gelişme riski vardır.
Hastalığın tedavisi var mıdır?
NF' nin tedavisi yoktur. Tedavinin temel amacı hastalığın gelişimini izlemek ve gerekli olduğunda müdahale etmektir. NF'i olan sağlıklı çocuklar 6-12 ayda bir çocuk sağlığı uzmanlarınca takip edilmelidirler.
Neurofibromlar ağrılı olabilir veya çok büyüyebilirler ve o zaman kanser riskini ve diğer komplikasyonları engellemek için cerrahi olarak çıkartılırlar.
Genetik konsültasyone ve eğitim önemlidir. Hastaların toplumdan kendilerini dışlama hadisesi gözden kaçırılmamalıdır. NF li hastalar sıklıkla oluşabilecek komplikasyonlar neeniyle gergindirler ve de hastalığın görsel bulguları nedeniye toplumdan kendilerini dışlanmaktadırlar.

Kaynak: Dermatoloji Uzmanı Dr. Şafak Metekoğlu Güneş

obezliğe yol açan Gpr17 geni keşfedildi - Obezlik tarihe karışacak

11 Haziran 2012 Pazartesi yazildi.

Dünyada 400 milyon obez olmasından yola çıkan ve sayının giderek artmasından endişe eden bilim adamları insanları zayıflatmak için her yolu deniyor.

ABD’deki Columbia Üniversitesi Tıp Merkezi’nde görevli bilim adamları, obeziteyi tarihe gömecek önemli bir araştırmaya imza attı. Uzmanlar, açlığı frenleyen bir gen buldu.

Fareler üzerinde yapılan araştırmada “Gpr17” adlı resöptere sahip olanların daha fazla yemek yediği belirlendi. Araştırmanın başında bulunan Prof. Domenico Accili, “Bu reseptör insanlarda da var. Bu nedenle zayıflama ilaçları hazırlarken bu reseptörü hedef alabiliriz. Bunu bloke edecek maddelerle üretilecek ilaç iştahı azaltır ve hastaları kısa sürede zayıflatır. Üstelik bunun yan etkisi de yok” ifadesini kullandı.

YAN ETKİSİ YOK

Accili “Piyasada birçok zayıflama ilacı var. Ancak bunların yan etkisi çok. Oysa bu reseptörü harekete geçirmenin şu ana kadar bilinen bir yan etkisi yok. Üstelik reseptör aktive edildiğinde kalp hastalığı ve inme riski taşıyanlar içinde faydalı olacak” diye konuştu. İnsanlar üzerindeki araştırmaların çok yakında başlayacağını belirten Accili, “Obezlerin iştahını keserek kilo vermesini sağlayacağız. Üstelik bunu insan sağlığına zarar vermeyen ilaçlarla gerçekleştireceğiz” dedi. İnsanda yan etkisi olmayan obezite ilacının 5 yıl içinde piyasada olacağı belirtiliyor.

Sevgi görmeyen ve gösterilmeyen çocuğun beyni gelişmiyor

1 Haziran 2012 Cuma yazildi.

Aşağıda gördüğünüz beyinlerden birisi sevilen ilgi gören bir bebeğe; diğeri ise sevgisiz ve ilgisiz büyütülen bir bebeğe ait. İlgi görmeyen bebeğin beyin faaliyetinin, görene göre çok daha az olduğu açıkça görülüyor. Siyah bölümler beyin faaliyetinin olmadığı boşlukları gösteriyor. Sevilmeyen çocuğun beynin orta alanı, simsiyah.

İnsanların beyni hayatlarının ilk iki senesinde geliştiği kadar hiçbir zaman gelişmiyor. Altın yaşlar denilen ilk 2-3 senden inanılmaz bir öğrenme ve gelişme kapasitesi var.

İlk 3 sene beyindeki sinapslar, yani beyindeki sinir hücreleri arasındaki iletişim tüm insan hayatının en üst düzeyine ulaşıyor.

15 yaşından itibaren kullanılmayan kısımlarda bir düşüş yaşanıyor, yani bir ince ayara gidiliyor. 40’tan sonra ise artık yavaş yavaş varolanları kaybetmeye başlıyoruz.

Bebeklerin az ya da çok stimüle olması hem beyin gelişimleri hem davranışları üzerinde çok etkili.
Sevgi ilgi gören anne babası ile vakit geçiren bebeklerin beyin faaliyetleri çok daha yoğun oluyor. Dolayısıyla çok daha fazla sinaps gelişiyor. İlk 3 sene çocuğunuza ayıracağınız vakit bu açıdan çok önemli.
Ancak aşırı stimülasyon da çocukların beyin gelişimine zarar veriyor ve davranış bozukluklarını ortaya çıkarıyor. Aşırı stimülasyonun nedeni genelde  dijital ekranlarla geçirilen zaman.

İşte, fareler üzerinde yapılan bir araştırma. Günde birkaç saat tv benzeri ses ve görüntüye maruz  kalan yavru farelerin davranış bozuklukları göstermeye başladığı ortaya kondu.
Ses ve görüntüye maruz kalmayan farelere daha önce gördükleri bir obje ve yeni bir obje arasındaki farkı algılıyor ve yeni objeye daha çok ilgi gösteriyor. Aşırı stimüle olan fareler ise yeni ve eski obje arasındaki farkı algılayamıyor.

İnsanlar üzerinde yapılan deneyler de benzer sonuçlar veriyor. 3 yaş öncesinde dijital ekranlarla fazla stimüle olan bir çocuğun, olmayan bir çocuğa göre 7 yaşına geldiğinde dikkat eksikliği sorunu yaşama ihtimali 3 kat artıyor.

Ortaya çıkan nihahi sonuç şu: çocuğunuzun beyin gelişimi için onunla oynayın, onu öpüp koklayın. 3 yaş öncesinde bilgisayar ve televizyona maruz kaldığı her dakika, çocuğunuzun gelişiminden bir şeyler alıp götürüyor.

Kaynak 1:  isaac mao  flicker
Kaynak 2: lagercrantz

Kürtaj yasağının dünyadaki ağır bilançosu - Her yıl 68 bin kadın ölüyor

yazildi.

Türkiye'deki kürtaj tartışmaları gözleri dünya çapındaki uygulamalara çevirdi. 73 ülkede serbest olan kürtaj, Brezilya, İrlanda ve İran'ın da aralarında bulunduğu 68 ülkede yasak. Yasağın bulunduğu ülkelerde sağlıksız koşullarda gerçekleştirilen kürtajlar nedeniyle her yıl 68 bin kadının hayatını kaybettiği belirtiliyor.

Dünya kürtaj konusunda bölünmüş durumda. 2012 yılı itibariyle 68 ülkede kürtaj yasak. Bu ülkeler genelde orta ve Güney Amerika ile Afrika ve güneydoğu Asya'dan. Aralarında Brezilya, Meksika, İran, Suriye ve Endonezya'nın da bulunduğu bu ülkelerde kürtaj yasağı hiçbir istisna olmaksızın uygulanıyor.

Kürtajın tamamen yasak olduğu ülkeler listesinde Avrupa Birliği üyesi İrlanda ve Malta da dikkat çekiyor. Kürtaja yalnızca belirli durumlarda izin veren ülkeler de var.

Bu grupta Suudi Arabistan, İsrail, Arjantin, ve Tayland gibi 58 ülke bulunuyor. Bu ülkelerin yasalarına göre kürtaj, anne veya fetüsün sağlığının tehlikede olduğu durumlarda, tecavüz ve ensest sonucu oluşan hamileliklerde veya annenin ruhsal sağlığının korunması için uygulanabiliyor.

Dünya Sağlık Örgütü, yasağın uygulandığı ülkelerde kürtajın ortadan kalkmadığını, ancak uygun olmayan koşullarda, işinin ehli olmayan kişilerce gerçekleştirildiğine dikkat çekiyor.

Buna göre dünya çapında her yıl 68 bin kadın sağlıksız kürtaj nedeniyle hayatını kaybediyor. Dünyada kürtajın serbest olduğu ülke sayısı ise 73.

Türkiye, Amerika Birleşik Devletleri, Kanada ve Rusya'nın da dahil olduğu bu ülkelerin bazılarında yasalarda kürtajın hangi aya kadar yapılabileceği belirtiliyor. Türkiye'de 10 hafta olan bu süre bazı ülkelerde 14 haftaya kadar uzayabiliyor.

Kürtaj yasağı: "Dört Haftalık Gebelik Kürtaj Edilmez"

30 Mayıs 2012 Çarşamba yazildi.

Jinekolog Gülnihal Bülbül, "Yasal kürtaj süresinin dört haftaya indirilmesi yasaklamakla eşdeğerdir" diyor; "Bunun risklerini belki Sağlık Bakanı bilmeyebilir ama her kadın doğumcu bilir. Gelişmiş ülkelerde olduğu gibi yasal sürenin 10'dan 12 haftaya çıkmasını savunmamız gerekir".


Başbakan Erdoğan, kürtajın yasal süresini dört haftaya indirecek bir yasal düzenleme üzerinde çalıştıklarını açıkladı. Ancak kadın doğum uzmanları başbakana katılmıyor.
bianet'e konuşan jinekolog Gülnihal Bülbül, dört haftalık gebelikte kürtaj yapılamayacağını, bahsedilen düzenlemenin kürtajı yasaklama anlamına geldiğini söylüyor.

Başbakan Erdoğan, kürtajın yasal süresini dört haftaya indirecek bir yasal düzenleme üzerinde çalıştıklarını açıkladı. Ancak kadın doğum uzmanları başbakana katılmıyor.
bianet'e konuşan jinekolog Gülnihal Bülbül, dört haftalık gebelikte kürtaj yapılamayacağını, bahsedilen düzenlemenin kürtajı yasaklama anlamına geldiğini söylüyor.

"Dört hafta ne doktor ne kadın için yeterli"

Bülbül, dört haftalık gebeliklerde cenin çok küçük olduğu için kürtajın başarılı olmayacağını belirtiyor.
"Bahsedilen düzenleme yasaklamanın başka bir formülü. Dört haftada gebeliği tespit edemeyiz ve bu sürede kürtaj yapmayı tercih etmiyoruz. Kürtaj için gebeliğin beşinci veya altıncı haftasına kadar bekliyoruz.
"Kürtaj görülerek yapılmıyor. Negatif basınçla rahim içi boşaltılıyor. Çok küçük gebeliklerin alınmama riski çok yüksektir. Yani hem tespiti zordur, hem biz tercih etmeyiz."
Bülbül, dört haftalık sürenin kadınların hamile olduklarını fark etmeleri için bile yetersiz olduğunu dile getiriyor.
"Adet gecikmesi olacak, kadının aklına gelecek ve doktora gidecek. Bazı kadınların adeti gecikir, herkes 30 günde bir adet görmez. Günü geçen her kadın da gebelikten şüphelenmez."

"12 haftayı savunmamız gerek"

"Türkiye'de zaten kürtaj yasası çık kısıtlı. Gelişmiş ülkelerde kürtaj 12 haftaya kadar yapılıyor. Bizim yasal sürenin 12 hafta olmasını savunmamız gerekirken, dört haftaya indiriyoruz.
"Kadınlar on haftayı bile kaçırabiliyor. Ruhsal gerginlikten kaynaklandığını düşünebiliyorlar. İki ayda bir adet gören kadınlar gebeliği fark etmiyor.
"Kesinlikle dört haftalık kürtaj diye bir şey olmaz. Bu yasaklamakla eşdeğerdir."
Gülnihal Bülbül, doktorların gebeliği anlaması için de dört haftanın yeterli olmadığının altını çiziyor.
"Ultrasonda ancak 5-6 haftalık gebelik tespit edilir, testte bile çıkmayabilir. Kürtajın başarısız olma ihtimali çok yüksektir. Sağlık bakanı bunu bilmeyebilir ama her kadın doğumcu bunu bilir."

"Esas konu kadın hakları"

Bülbül, kürtajın bir kadın hakları meselesi olduğuna dikkat çekiyor ve kürtajın yasak olduğu ülkelerin anne ölümlerinin en yüksek olduğu ülkeler olduğunu söylüyor.
"Kürtaj bir kadın hakları meselesidir. Gelişmiş ülkelerde kadınlar üreme haklarına sahiptir. Üreme hakları çerçevesinde Türkiye'nin de 1994'te imzaladığı bir sözleşme var. Kazanılmış hakların da kaybedilmesi çok üzücü.
"Üreme sağlığı hakları, kadınların yaşama hakkıdır. Kürtaj kaldırıldığında, anne ölümleri artar. Bu bilimsel bir veridir.
"Güney Amerika'da pek çok ülkede Katolik dininden dolayı kürtaj yasaktır ve bu ülkeler dünya genelinde anne ölümlerinin en yüksek olduğu ülkelerdir."  (ÇT)

"Dört hafta ne doktor ne kadın için yeterli"

Bülbül, dört haftalık gebeliklerde cenin çok küçük olduğu için kürtajın başarılı olmayacağını belirtiyor.
"Bahsedilen düzenleme yasaklamanın başka bir formülü. Dört haftada gebeliği tespit edemeyiz ve bu sürede kürtaj yapmayı tercih etmiyoruz. Kürtaj için gebeliğin beşinci veya altıncı haftasına kadar bekliyoruz.
"Kürtaj görülerek yapılmıyor. Negatif basınçla rahim içi boşaltılıyor. Çok küçük gebeliklerin alınmama riski çok yüksektir. Yani hem tespiti zordur, hem biz tercih etmeyiz."
Bülbül, dört haftalık sürenin kadınların hamile olduklarını fark etmeleri için bile yetersiz olduğunu dile getiriyor.
"Adet gecikmesi olacak, kadının aklına gelecek ve doktora gidecek. Bazı kadınların adeti gecikir, herkes 30 günde bir adet görmez. Günü geçen her kadın da gebelikten şüphelenmez."

"12 haftayı savunmamız gerek"

"Türkiye'de zaten kürtaj yasası çık kısıtlı. Gelişmiş ülkelerde kürtaj 12 haftaya kadar yapılıyor. Bizim yasal sürenin 12 hafta olmasını savunmamız gerekirken, dört haftaya indiriyoruz.
"Kadınlar on haftayı bile kaçırabiliyor. Ruhsal gerginlikten kaynaklandığını düşünebiliyorlar. İki ayda bir adet gören kadınlar gebeliği fark etmiyor.
"Kesinlikle dört haftalık kürtaj diye bir şey olmaz. Bu yasaklamakla eşdeğerdir."
Gülnihal Bülbül, doktorların gebeliği anlaması için de dört haftanın yeterli olmadığının altını çiziyor.
"Ultrasonda ancak 5-6 haftalık gebelik tespit edilir, testte bile çıkmayabilir. Kürtajın başarısız olma ihtimali çok yüksektir. Sağlık bakanı bunu bilmeyebilir ama her kadın doğumcu bunu bilir."

"Esas konu kadın hakları"

Bülbül, kürtajın bir kadın hakları meselesi olduğuna dikkat çekiyor ve kürtajın yasak olduğu ülkelerin anne ölümlerinin en yüksek olduğu ülkeler olduğunu söylüyor.
"Kürtaj bir kadın hakları meselesidir. Gelişmiş ülkelerde kadınlar üreme haklarına sahiptir. Üreme hakları çerçevesinde Türkiye'nin de 1994'te imzaladığı bir sözleşme var. Kazanılmış hakların da kaybedilmesi çok üzücü.
"Üreme sağlığı hakları, kadınların yaşama hakkıdır. Kürtaj kaldırıldığında, anne ölümleri artar. Bu bilimsel bir veridir.
"Güney Amerika'da pek çok ülkede Katolik dininden dolayı kürtaj yasaktır ve bu ülkeler dünya genelinde anne ölümlerinin en yüksek olduğu ülkelerdir."  (ÇT)


-