-

soru-cevap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
soru-cevap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Johann Gregor Mendel kimdir - Mendel Kanunları

12 Mart 2013 Salı yazildi.


Johann Gregor Mendel doğum tarihi 22 Temmuz 1822’dir. Mendel Avustralya İmparatorluğu sınırları içerisinde doğmuş olup 6 Ocak 1884 yılında hayata gözlerini yummuştur. Johann Gregor Mendel bir genetik bilimi uzmanı ve botanikçi olmakla birlikte yaşadığı dönemde rahiplik yapmış, mütevazi kişiliğiyle tanınmaktadır. Mendel genetik bilimini kuran kişi olarak tarihte yer almaktadır.
Johann Gregor Mendel yoksul bir köylü ailenin çocuğuydu. Ailesi Mendel eğitim alsın diye elinden gelen tüm imkânları sundu ancak ilkokuldan sonra Mendel maddi yetersizlikten dolayı okuyamamam eşiğine geldi. Öğretmenlerinin Mendel için iyi şeyler düşünmesi Johann Gregor Mendel’in burs bulması için yeterli olmadı. O yıllarda Mendel’in okuyabilmesi için tek bir çıkış yolu bulunuyordu. Bu çıkış yolu Mendel’in bir Katolik manastırına yazılmasıyla. Johann Gregor Mendel köyde çiftçilikle uğraşmak istemediğinden genetik dünyası için önemli bir olaya imza atarak manastıra yazıldı ve eğitim hayatına burada devam etmeye başladı. Okuldaki başarısı herkesi büyülemişti. Johann Gregor Mendel özellikle okul sıralarındayken botanik bilimine merak sarmış ve bu alanda çalışmalar yaparak eğitimcileri etkilemeyi başarmıştır.

Johann Gregor Mendel Okulu bitirdikten sonra bir okulda eğitmen olarak görev almayı çok istediyse de kalıtım üzerinde yapmış olduğu çalışmalar yöneticiler tarafından günah sayıldığından başvuruları hiçbir zaman kabul edilmemiştir. Mendel bu duruma çok üzülmüş olsa da asla çalışmalarını bırakmamış ve botanik bilimiyle manastırın bahçesinde uğraşmaya devam etmiştir. Mendel’in çalışmalar e-sorgu.org yaptığı yıllarda herkes yavruların anne ve babaya benzediğini biliyordu ancak bunun bilimsel bir açıklaması olmadığı için bu konuyu tartışmayı günah olarak ve yaratıcıya hakaret olarak görüyorlardı. Mendel tüm bu baskılara rağmen çalışmalarını bırakmadı ve bezelyeler üzerinde çeşitli deneyler yapmaya başladı.
Mendel bezelyeler üzerindeki deneylerine öyle bir açıklama bulmak için koyulmuştu. Johann Gregor Mendel 22 çeşit bezelyenin boylu-bodur, sarı-yeşil, yuvarlak-buruşuk gibi 7 çift karşıt özellikleri üzerinde yoğunlaştı ve bunları çaprazlayarak çeşitli deneyler yaptı.
Örneğin, boylu ve bodur çeşitlerim çapraz döllediğinde ilk kuşak melez ürünün tümüyle boylu olduğunu saptar. Melez ürünü kendi içinde dölleyerek elde ettiği ikinci kuşak ürünün büyük bir bölümünün boylu, küçük bir bölümünün e-sorgu.org ise bodur olduğu görülür. Mendel iki çeşit arasındaki oranı hesaplar: 1064 bitkinin yaklaşık 3/4′ü boylu, 1/4′ü bodurdur. Örneklem büyüklüğünden kaynaklanan olası hatayı göz önüne alan Mendel, oranı 3:1 olarak belirler
(1) Döllenmede boylu ve bodur bezelyelerin hangisinin dişi, hangisinin erkek olduğu, sonucu etkilememektedir. Başka bir deyişle özelliğin belirlenmesinde boylu erkek, bodur dişi çift ile bodur erkek, boylu dişi çifti eşdeğerdir.
(2) Dişi ya da erkek her canlı her özellik için biri başat, diğeri çekinik iki faktör taşır. Bezelye örneğinde, ilk kuşaktaki Bb melezinde ortaya çıkan B başattır, gizli kalan b çekiniktir.
(3) Dişi ve erkekte her üreme hücresi faktörlerden yalnızca birini taşır; öyle ki, her yavru iki faktörle dünyaya gelir. Kuramın bu temel ilkesine “Mendel’in ayırım yasası” denmiştir.
(4) İlk kuşaktaki melez (Bb) yavruların tümüyle boylu olması, faktörlerin döllenmede kaynaşmadığı, başat ya da çekinik her faktörün bireysel kimliğini koruduğunu gösterir. Nitekim ikinci kuşakta faktörlerin BB, Bb, bB ve bb olarak çıktığını görüyoruz.
“Mendel’in bağımsız çeşitler” diye bilinen bu yasası yavruların kimi kez ana ve babaya değil, geçmişteki atalarına benzeme olayım da açıklamaktadır. Şöyle ki, kuşaktan kuşağa gizil kalan çekinik faktörlerin birbiriyle birleşip ortaya çıkma olanağı vardır. Aynı şekilde yavrunun ana babadan birine daha çok benzemesi de başat ve çekinik faktörlerle açıklanan bir olaydır.

Su Tasarrufu nasıl yapılır?

28 Şubat 2013 Perşembe yazildi.

Günlük hayatımızda belkide farkında olmadan o kadar çok su israfı yapıyoruz ki…Suyumuzun ve doğal kaynaklarımızın kıymetini en iyi şekilde bilmeliyiz Hiç bir şey sonsuz değildir Ne yazıkki Türkiye’de bulunan su rezevleri hızla tükenmektedir Özellikle Marmara bölgesinde geçmiş yıllarda hatırlayacak olursak ciddi sıkıntılar yaşanmıştır Su tasarrufu yaparak bütçemizede yararlı olabiliriz Düzenli olarak asağıda sıralayacağım hususlara dikkat edebilirsek aylık su masrafımız düşecek, Hem ülkemize yararlı hem de Aile bütçemize yararlı olabileceğiz Dilerseniz fazla uzatmadan Su tasarrufu nasıl yapılır başlıklar altında sıralamaya çalışalım

Hergün mutlaka dişlerimizi fırçalarız Dikkat etmemiz gereken önemli husus; Fırçalama esnasında muslukları açık tutmayalım Gerektiği zaman açıp, tekrar kapatalım
Bir çok ev hanımı daha ekonomik olduğunu sanarak bulaşıkları elle yıkamaktadır Harcadığımız su ve temizlik maddesini göz önüe aldığımızda bulaşık makinasına göre %30 fazla su tükettiğimizi ve buna bağlı olarak temizlik maddesi tüketiğimizi unutmayalım
Bahçemizde bulunan ağaçları aşırıya kaçmadan sulamalıyız Mutlaka hepimiz yapmışızdır Ağaçların dibine saatler boyunca suları akıtırız Ağaçlar Doğal denge açısından çok önemlidir Ama, herşeyin aşırısıda zarardır Fazla su ağaçlara zarar verebilir En iyi yöntem damlama yöntemi ile sulama yapmaktır
Banyo yaparken suyumuzu tasarruflu kullanmalıyız Vücüt temizliğmize mutlaka dikkat etmeli, Dikkat ederken israftan kaçınmalıyız

Türkiye ve içme suları yazımızı okuyabilirsiniz Son olarak çevremizin ve doğal zengiklerimizin kıymetini iş işten geçmeden bilelim Bana göre; İleriki 50 seneden su petrolden daha kıymetli bir hale gelecektir Su olmadan hayat olmaz, Su hayattır Yukarıda sıraladığım önlemleri alarak hem bütçemize hemde su kaynaklarımıza faydamız olabilir

Yahya Kemal Beyatlı'nın edebi kişiliği

27 Şubat 2013 Çarşamba yazildi.



YAHYA KEMAL BEYATLI'NIN EDEBİ KİŞİLİĞİ
*Milli edebiyat döneminin bağımsız isimlerindendir.
*Birçok resmi görevde bulunan sanatçı şiire S. Fünun etkisiyle başladı.
*Fransa’ya gitti Fransız şiirinden etkilendi.
*Neoklasizm anlayışıyla eser verdi. Çağdaş Batı şiiriyle Divan şiirini kaynaştırmaya çalıştı.
*Sembolizmin etkisiyle şiirde ahenk ve musıkiye büyük önem verdi.
*Parnasizmin etkisiyle şiirde biçim mükemmelliğini yakalamaya çalıştı, sözcük seçiminde çok titiz davrandı.
*Eserlerinde Divan şiirini temel kaynak olarak seçti. Divan şiiri nazım şekillerini ve “Ok” hariç bütün şiirlerinde aruz ölçüsünü kullandı.
*Nazım-nesir yakınlaşmasına karşı çıktı.
*Osmanlı tarihi, aşk, ölüm, sonsuzluk, musıki ve İstanbul sevgisi en fazla işlediği temalardır.
*Nedim’den sonra İstanbul’u en fazla işleyen şairdir.
*Eski nazım biçimleriyle konuşulan Tükçenin en güzel örneklerini vermiştir.
Şiir: Kendi Gök Kubbemiz, Eski Şiirin Rüzgarıyla, Rubailer
Makale, Sohbet: Aziz İstanbul, Eğil Dağlar
Anı: Siyasi ve Edebi Hatıralar

Cinsiyet değiştirme ameliyatı süreci nedir - nasıl yapılır?

26 Şubat 2013 Salı yazildi.


Cinsiyet değiştirme ameliyatı olmak isteyenler önce 2 yıllık psikiyatri değerlendirmeden geçiyor, sonra bir ay boyunca ameliyat oluyor
Genç oyuncu Nil Erkoçlar'ın hayatına Rüzgar olarak devam etme kararı alması ve cinsiyet değiştirerek erkek olması, gözleri cinsiyet değiştirme ameliyatlarına çevirdi. Türkiye'de cinsiyet değiştirme ameliyatı oldukça zor hukuki ve tıbbi bir sürecin ardından yapılabiliyor. Ameliyatla cinsiyetini değiştirme kararı alan kişi en az 2 yıl psikiyatrik bir takipten geçiyor. Psikiyatristlerin oluşturduğu komiteden 'cinsiyet değiştirebilir' raporu alan kişi, mahkemeye başvuruyor. Mahkeme kararıyla hastaneye gidip plastik cerrahların katıldığı bir dizi ameliyattan geçiriyor. Cinsiyet değiştirmek isteyen kişilere rapor veren Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Doğan Şahin, değiştirilemez bir karar verildiği için hem ameliyatı olmak isteyen kişinin hem de doktorun olaya çok ciddi yaklaştığını söyledi. 

GÜNLÜK HAYATI İNCELENİYOR
Şahin, en az 2 yıl süren bu süreci şöyle anlattı:

"Önceliğimiz kişinin bu kararı gerçekten verip vermediğini netleştirmek. Herhangi bir sorunu çözmek için mi yoksa bir hastalığa bağlı bir durum mu, bunu anlamamız gerekiyor. İsteğinin, arzusunun çok net olduğunu belirlemeliyiz. Kişiyi ayda en az bir kere olmak üzere terapi gibi değerlendirmeye alıyoruz. Günlük hayatlarındaki sorunlar işleniyor. Onlara destek verirken aynı zamanda psikolojik durumları ve arzuları açısından da kontrol etmiş oluyoruz. İki yıllık bir takipten sonra kararımız netse, 'onay' veriyoruz". Psikiyatri uzmanlarından oluşan bir komitenin onay verdiği kişi elindeki tıbbi belgelerden oluşan dosyasıyla mahkemeye başvuruyor ve birkaç ay sürebilecek bir hukuki süreç yaşıyor. Mahkeme de onay verirse tekrar hastaneye başvurarak bir dizi ameliyat geçiriyor. Kadından erkeğe ve erkekten kadına geçiş ameliyatları farklı tıbbi süreçler içeriyor. Biyolojik olarak kadınken erkek olmak isteyen bir kişinin ameliyat süreci çok zor ve yıpratıcı. 

1 YIL SONRA PROTEZ
Cinsiyet değiştirme ameliyatlarında Türkiye'nin önemli isimlerinden Estetik Plastik Cerrahi ve Onarım Mikrocerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Murat Topalan, şunları söyledi: Memeler, rahim, yumurtalık ve genital organlar alınır. Ancak plastik cerrahi açısından en önemli kısım penis yapma aşamasıdır. Bir organı sıfırdan yapmak kolay değil. Genelde bacaktan ya da koldan kemik alıyoruz. Eğer ihtiyaç duyulursa 1 yıl sonra tekrar protez de takılabiliyor. 6 ay içinde cinsel fonksiyonlar hissedilebilir. Bir erkek gibi cinsel bir hayatı yaşayabilmesi için 1 ila 1,5 yıllık bir süreç geçmeli. Penis ameliyatının ardından 5 ila 10 gün arasında hastanede yatar. Ameliyattan sonra 3-4 hafta risklidir. Sonra her şey yoluna girer.
AMELİYAT 10 SAAT SÜRÜYOR
Prof. Dr. Murat Topalan, 10 saat süren penisin yeniden yapım sürecinde üç noktanın önemli olduğunu ifade etti: 
1- Ayakta idrar yapabileceği bir idrar yolunun oluşturulması.
2- Organda duyunun sağlanması. Hastanın daha sonra bu organı hissedebiliyor olması lazım.
3- Cinsel fonksiyonlarını yerine getirilmesi.
KADINDAN ERKEĞE GEÇİŞ DAHA RAHAT KABULLENİYOR
Prof. Dr. Doğan Şahin, "Kime ne, kimseye ilgilendirmez. Ünlü bir insan olunca haber değeri oluyor. Olumlu olmayan görüşleri insanlar söylememeli. Kadından erkeğe dönüşümle, erkeğin kadına dönüşümüne bakış arasında fark var. Erkeğe geçiş daha rahat kabul ediliyor. Erkekler kadına dönüşen bir erkeği cinsel yönüyle algılıyor. Başka kadınlardan farklı olacak, kimseye hayır demeyecek gibi hissediyorlar. Biyolojik olarak kadınken erkek olanlara kadınlar böyle davranmıyor" dedi.Aksam.com.tr
TÜRKAN YILMAZER - turkan.yilmazer@aksam.com.tr

Elif, Alef, Alfa Alfabe harflerin kökeni olan alef ne anlama gelmektedir?

22 Şubat 2013 Cuma yazildi.


Cevap:Öküz

Elif, Alef, Alfa, a ÖKÜZÜN BAŞI


Eskiden Sâmî milletlerde ve Avrupa’da rakamlar olmadığından harfler ondalık sistem dizaynıyla aynı zamanda rakamlar olarak da kullanılıyordu. Özellikle Sâmî dillerde her kelimenin aynı zamanda sayısal bir değeri de vardı. Ve insanlar konuşurken o değerleri de kast ediyorlardı. Sonra Hindistan’dan rakamlar gelince, Ortadoğu’da Arap harflerinin karakterini aldı. Avrupa’da da şimdi kullandığımız rakamlar şeklini aldı. Artık sıfır hem Ortadoğu’da, hem Avrupa’da sistemin içine girdi. Elif’in sayısal değeri birdir. Ve varlık sadece birdir, bir tanedir, diğer şekiller ise o Bir’in katmanları ve türevleridirler.

James Joyce ile tanıştığında Ulysses'e duyduğu hayranlığı göstermek için penceren atlamaya kalkan muhteşem gatsby romanının yazarı kimdir?

yazildi.

Muhteşem Gatsby (The Great Gatsby) ABD'li yazar F. Scott Fitzgerald tarafından kaleme alınmış bir roman. İlk basımı 10 Nisan 1925'te yapılmıştır. Hikaye 1922 yazında New York ve Long Island'da geçmektedir. 1920'lerin ekonomik durumu ve I.Dünya Savaşı sırasındaki bunalım ve kargaşa anlatılmıştır. Amerikan rüyası düşüncesine karşı yazılmıştır.

Muhteşem Gatsby kitabının yazarı kimdir?

yazildi.

Muhteşem Gatsby (The Great Gatsby) ABD'li yazar F. Scott Fitzgerald tarafından kaleme alınmış bir roman. İlk basımı 10 Nisan 1925'te yapılmıştır. Hikaye 1922 yazında New York ve Long Island'da geçmektedir. 1920'lerin ekonomik durumu ve I.Dünya Savaşı sırasındaki bunalım ve kargaşa anlatılmıştır. Amerikan rüyası düşüncesine karşı yazılmıştır.

Ekonomik faaliyet nedir - nasıl yapılır?

19 Şubat 2013 Salı yazildi.

Ekonomik faaliyet, sermaye, emek ve hammadenin birleştirilerek anlam kazanmasına ekonomik faaliyet denir.
Bireysel anlamda Ekonomik faaliyet: Bir kişinin işe giderek para kazanıp hayatını bügün ve yarın için sürdürebilmesi için faaliyette bulunmasıdır.
Kurumsal alanda Ekonomik faaliyet: Bir kurmun sermaye, emek ve hammede sağlayarak para kazanması, kazandırması ve üretim yapıp bunu idare etmesine denir.
Devlet anlamında Ekonomik faaliyet: Devletin halkının geçimini sağlaması vede ülkesinde üretilen ürünlerin yurt içi ve dışında rahatça dolaşımına ilişkin yaptığı icraatlardır.

Nesnel ve Öznel Anlatım (Yargı) örnekleri

yazildi.


Nesnel ve Öznel Anlatım Tanımı

Bir yargıya kişinin yorum katması,kişiden kişiye değişmesi öznel,Herkez için geçerli olan kişilerin kendi yorumunu katamadığı yargılarada nesnel yargı denir. 



Nesnel Anlatım Örnekleri

Kuşkonağı çok göç veren köylerimizden biridir.
İstanbul en çok nufusu olan ilimizdir.
Nufusu en kalabalık ilimiz İstanbuldur.
Anne,baba ve çoçuklar bir aile oluşturur.
Komşu komşunun külüne muhtaçtır.
Bayramın amaçlarından birisi de akrabaları ziyaret etmektir.
Ormanlar,şehrimizin nefes almasını sağlayan akciğerleridir.
Şiir yazamak bir tutkudur.
Öznel Anlatım Örnekleri

Kuşkonağı kuşkonağı olalı böyle ıssız olmamıştı.
Babam en çok sevdiği köy kuşkonağıdır.
Ben şiir yazmayı severim.
Voleybol en faydalı spordur.
Türkiye’de en güzel kış tatili Ilgaz’da yapılır.
Operayı en güzel italyanlar okur.

Corona virüsü (Korona virüsü) Nedir - nasıl bulaşır?

15 Şubat 2013 Cuma yazildi.


Corona Virüsü

Coronaviridae ailesinden gelen ve hayvan familyasında görülen bir virüs ve hücre içindeki RNA'yı etkiliyor. Temelde üst solunum yollarını ve sindirim ve boşaltım sistemindeki organları etkliyor. Özellikle ilkbahar ve sonbahar aylarında bu virüs daha etken. Corona virüsü kedilerin sıkça yakalandığı bir virüs.  Ama öldürücü olma olasılığı oldukça düşük. Kediler arasında yakın temasla geçiyor, virüsü kapan kedinin özellikle dışkısı ile yayılıyor. Kedilerin yaklaşık olarak %40'ı bu virüsü bir şekilde kapıyorlar. Kalabalık aileler şeklinde (barınaklarda, kedi üretim çiftliklerinde ya da 3'den fazla kedinin birarada yaşadığı evlerde) yaşayan kediler arasında ise corona virüsünü taşıyan kedi oranı % 80-90) Corona virüsü kapan bir kedinin bedenin de virüse karşı geliştirilen ve virüsü yoketmeye yönelmiş antibody'ler çoğalıyor. Testlerde antibody düzeyi (titer seviyesi) ölçülebiliyor. Genellikle ateş, ishal ya da halsizliğe sebep oluyor ve kedilerin bağışıklık sistemleri bir şekilde corona virüsünü yeniyorlar. Corona virüsü dışkıda asıl olarak bulunuyor ve sağlıklı bir kedi corona virüsü olan dışkıyla bir şekilde temas ederse “tüy yalama” sebebi ile virüs yutuluyor. Ama hava yoluyla da kedilerin bu virüsü kapmaları olası.

Corona Virüsü, Feline Infectious Peritonitis’e Nasıl Dönüşüyor?

Kedilerin % 40’ı, birarada yaşayan kedilerin ise neredeyse % 80-90’ı corona virüsü kapmış olsalar da bu kedilerden bir görüşe göre % 2’sinde bir görüşe göre ise % 10’unda corona virüsü mutasyona uğrayarak öldürücü kedi hastalığı FIP’e sebep olan  feline infectious peritonitis’e sebep olacak bir virüse dönüşüyor. Bu mutasyonun nasıl olduğu halen bilim dünyasının üzerinde en çok durduğu konuların başında geliyor. Virüs bilimi henüz bu soruyu kesin kanıtlarla açıklayamıyor. Corona virüsünü kapan kedilerin % 90-98’i virüsü basit sağlık rahatsızlıkları ile atlatırken geri kalanlarda ise virüs öldürücü bir başka virüse dönüşüyor.

           


Corona Virüsü Yok Edilemez Mi?

Corona virüsü çok güçlü bir virüs, dış ortamda (dışkı ile ya da salya ile saçıldığında) 4 ila 6 hafta arasında canlı kalabiliyor. Ev kedileri sokağa çıkmadıkça ya da bu virüsü kapmış başka bir kedi ile temaz etmedikçe bu virüsü kapmaz diye de kesin bir şey yok. Zira bizler de evimize bu virüsü dışardan taşıyabiliriz. Ayrıca kedimiz bir şekilde corona virüsü kapmışsa bu virüsün FIP’e dönüşme olasılığı ne yazık ki var. “Bir gün dönüşecek” anlamında değil, % 1 ya da % 10 ihtimal dhilinde. Ama corona virüsü evde kullanılan temizlik maddeleri karşısında çok zayıf. Ev temizliğinde kullanılan deterjanlar, özellikle çamaşır suyu corona virüsünü öldürmeye yetiyor. Temizlikte 1 ölçü deterjana karşın 32 ölçü su karışımı corona virüsün temizliği için yeterli ölçü sayılıyor. Kedilerimizin yaşadığı yerlerin, özellikle tuvalet kumunun hep temzi olması corona virüsü ile mücadelede önemli. Zira virüsün çoğalması (özellikle kumda) kedilerin bağışıklık sistemi açısından tehlike arz ediyor. Ayrıca kedilerin virüs kapar endişesi ile sokağa salınmaması da başka bir ikilemi beraberinde getiriyor. Zira eğer kediniz corona virüsünü kapmış ve evde kalmaktan dolayı stres yaşıyorsa “sokağa çıkma yasağı” FIP’ye davetiye çıkarabiliyor. Zira stres altında olan ve corona virüsünü kapmış kedilerde virüsün FIP’ye sebep olan virüse dönüşme olasılığı bulunuyor. Ama kediniz sağlıklı ise bu durumda sokağa çıkmak da corona virüsü kapma riskini doğal olarak taşıyor.

Yelken ve kürekle yola alan en büyük savaş gemisi

yazildi.


Kalyondur
Kürekli Gemiler
1-UÇURMA : Süratli bir kayık olup hafif donamaya dahildi.
2-VARNA BEŞ ÇİFTESİ : Hafif donanmadan beş çifte kürekli süratli kayık.
3-KARAMÜRSEL : İstanbul ile Marmara sahilleri arasında işleyen birbuçuk direkli ve sivri üçgen yelkenli, yarım güverteli Marmara kayığı. Hem kürek hem yelkenle giderdi.
4-AKTARMA : Tuna’da kullanılan nehir gemisi. (Ayrıca düşmandan alınan ganimet tekneye de bu isim verilirdi)
5-ÜSTÜAÇIK : Tuna’da kullanılan gemilerden. Bir dümenci ve sekiz kürekçisi vardı. Nakliyatta kullanılırdı.
6-ÇİFTE KAYIĞI : Bir çeşit nehir kayığı.
7-BROLİK : Sığ yerlere girebilen hafif donanma gemisi. İçinde yedi savaşçı levent bulunurdu.
8-CELİYYE : Nehir ve ırmaklarda kullanılan, hafif donanma gemisi.
9-ÇAMLICA : Tuna’da işleyen nakliye gemilerinden.
10-KÜTÜK : Sığ sularda ve çıkarma işlerinde kullanılır, altı düzce, döşemeli, başı kalkık ve içeriye bükülmüş gemi. Bugünkü mavnalara benzer. Çeşitli nakliye işlerinde kullanılır. Tek kürekli ve yelkenlidir.
11-AT KAYIĞI: Tımarlı sipahilerin nakli için Çardak ile Gelibolu arasında kullanılan küçük mavna. Dört küreklidir.
12-KANCABAŞ : Hafif filoya dahil, üstü açık ve sahillere sokulur, nehirlere girer bir gemi.
13-ŞAYKA : Altı düz büyük kayık. 20-50 savaşçı taşır. Özi, Dinyeper ve Tuna Nehirlerinde işleyen gemilerdendir. Üç topla donatılmış olup nehirlerin sahillerini korumak için kullanılırdı.
14-İŞKAMPAVYE : Hafif donanmaya dahil Tuna gemilerinden. Kürekli olup haberci gemisi olarak da kullanılırdı.
15-ŞAHTUR : Hafif donanma gemilerindendi ve Fırat nehrinde eşya nakli için de kullanılırdı.
16-ÇEKELVE : İki direkli ve boyu on metre civarında olup büyük yük gemilerindendi.
17-KIRLANGIÇ : Hafif donanmanın haberleşme ve karakol hizmetlerini gören ve yüz kişilik mürettebatı olan bir gemidir. Ayrıca tüccar kırlangıçları da olurdu.
18-FİRKATE : 10-17 oturaklı olup her küreğini 2-3 kişi çekerdi. Hafif donanmadandır. Nehirlerde de kullanılırdı. Savaş sırasında 80 savaşçı taşırdı.
19-KALİTE : Ağır donanmadandır. 19-24 oturaklı olup harp zamanında 220 savaşçı taşırdı. Özellikle düşmanı takip için kullanıldığından baş tarafında topu vardır.
20-PERKENDE : 18-19 oturaklı, baş tarafında topu bulunan ağır donanma gemilerindendir.
21-MAVNA : 26 oturaklı, iki katlı, kadırgadan daha yüksek ve geniş bir ağır donanma gemisidir. Küreklerini yedişer kişi çekerdi. 364 kürekçisi vardı. Bütün mevcudu 600 kadar olurdu. Bir veya iki lâtin yelken kaldırırdı.
22-GIRAB : Uzun, başı sivri ve keskin bir ağır donanma gemisi. Güvertesi altında kürek çekilirdi. Savaş gıraplarının küpeşteleri gayet yüksek olurdu.
23-KADIRGA : Çekdiri sınıfından bir savaş gemisidir. Buharlı gemilerin icadından evvel dünya bahriyelerinde kullanılmış olup çeşitli denizci devletlerce “gali, galey galer, galles, galera” gibi adlarla anılırdı.
Gayet hafif, uzun, dar ve su seviyesinde denilecek tarzda alçak yapımlı bir gemi türüdür. Boyu 165-168, genişliği 21-22, kıç irtif 17-18, baş irtif ise 10-11 kadem (1 kadem 32 cm.dir.) olurdu.
Önceleri kıçı aynalıklı inşa edilmiş olup köşk kısmı köşeli idi. Daha sonra kıçı ve köşkü müdevver (dairevi) inşa edilmiştir.
Kadırganın 25 oturağı ve 49 küreği (bir kürek yeri mutfak için ayrılmıştır) bulunurdu. Beher kürek dört veya beş kişi tarafından çekilir ve toplam 196 (veya 245) pazyen (kürekçi) bulunurdu.
Son derece seri vasıtalar olan kadırgalar kürek yanında yelkenle de seyredebilirdi. Yelkenleri 3 köşeli olup 500 ila 1400 zira (1 zira, 75-90 cm. arasında bir uzunluk ölçü birimidir) arasında değişirdi. On direkte tirinket (dört köşeli küçük yelken) bulunurdu. Mürettebatı arasında 1 kadırga reisi (kaptan), 1 porsun, 19 armador, 2 serdümen, 1 yelkenci, iki vardiyan, 2 kürek yapıcı, 2 kalafatçı ve 2 marangoz bulunurdu. 100 nefer cenkçiler (silahendaz) ise muharip sınıfı oluştururdu.
Kadırgada 7-10 kantar (1 kantar 44 okka, yani 18.600 gr.dır.) ağırlığında 6 lenger (demir) bulunurdu. Baş tarafta 10-12 okkalık (1 okka 400 gr.dır.) 1 top ile bunun iki yanında iki küçük top yer alırdı.
Kadırga inşasında yalnızca ahşap ve çivi kullanılırdı. Girit Harbi sırasında bir kadırganın maliyeti 56.000 akçe ahşap; 49.280 akçe de çivi gideri olarak tespit edilmiştir.
Yelkenle hareket eden kalyonların yaygınlaşmasından sonra kadırgalar yavaş yavaş denizlerden çekilmişlerdir. Kalita tipi bir kadırga halen Deniz Müzesi’nde (İstanbul) orijinal şekliyle muhafaza ve teşhir edilmektedir
24-BAŞTARDE : Kadırganın büyüğüdür. 26-36 oturaklı olup her küreğini 7 kişi çekerdi. Kaptan Paşa baştardesi 36 oturaklı olup, 500 kürekçi, 216 savaşçı ve gemicilerle birlikte 800 kişi olurdu. Baş tarafında üç ağır ve yanlarda hafif topları bulunurdu. Kalyonların ehemmiyet kazanmasından sonra Kaptan Paşa’lar harp sırasında “baş kapudâne” denilen kalyona binerlerdi.

Philadelphia Deneyi nedir - Işınlanma mümkün mü?

13 Şubat 2013 Çarşamba yazildi.


Philadelphia Deneyi, 28 Ekim 1943 tarihinde Amerikan donanmasının Pensilvanya eyaletine bağlı Philadelphia şehri limanında yaptığı iddia edilen deneydir. İddiaya göre donanmaya ait bir koruma destroyeri olan DE 173 sınıfı 1240 tonluk USS Eldridge birkaç dakika içerisinde 600 km.'den fazla bir uzaklığa gidip tekrar gelmiştir. Deneyin varlığı konusunda hiçbir delil bulunmamaktadır. Amerikan donanması da böyle bir deneyin kayıtlarda varolmadığını belirtmiştir[1]. Al Bielek hariç deneye katıldığı iddia edilen tüm askerler bunu yalanlamış, hikâyenin bir aldatmaca olduğunu söylemişlerdir. Bielek'in hikâyesi de daha sonra yalanlanmıştır.



USS Eldridge (DE 173) 1944
Gökkuşağı Projesi (Rainbow Project) adıyla da bilinen bu deney, 1984 yılında beyaz perdeye aktarılana kadar ciddiye alınmamıştı. Ancak o tarihden bu güne kadar resmi makamlarca defalarca yalanlanmasına rağmen en çok merak edi


Deneyin iddia edilen hikâyesi

İddia sahibi ataldır, Deneyin yapılmış olma ihtimalinden ilk söz eden kişi Morris K. Jessup'dur. Jessup amatör bir gökbilimciydi ve UFOlar üzerine yaptığı çalışmalarla tanınıyordu. Deney ile olan ilgisi ise 1955 yılında eline geçen bir mektupla başlar. Mektup, Carlos Miguel Allende adında birinden geliyordu ve deneyden detaylı olarak bahsediyordu. İddiasına göre Allende, deneye gözlem gemisi olarak katılan SS Andrew Furuseth adlı şilepte görevli bir denizciydi. Deneye baştan sona şahit olmuştu.

Deneyin hazırlık aşaması
Deneyin temelinde Einstein'in Birleşik Alan Teorisi vardı. Teori, basitce, nesneler arası çekim esası ve elektromanyetizma üzerine kurulmuştur. Einstein, 1920'lerden itibaren bu teorisi üzerine yoğunlaşmış, 1925-1927 yılları arasında Almanya'da, bir fizik dergisinde yaptığı çalışmaları yayımlamış, ancak bu çalışmalarını hiçbir zaman tamamlayamamıştır.

İddiaya göre deneyin çalışmaları 1930 yılında Chicago Üniversitesinde başlamış, bir yıl sonra da Princeton Üniversitesinde devam ettirilmişti. Hatta Albert Einstein Dr.John von Neumann ve Dr.Nikola Tesla'nın da zaman zaman proje dahilinde çalıştıkları iddia edilmiştir.
Birleşik Alan Teorisi'nin deneye uygulanışı ise "çok güçlü bir elektromanyetik alan oluşturup gemi üzerine gelen ışığı (ve radar sinyallerini) kırarak ya da bükerek optik görünmezlik sağlamak" şeklinde düşünülmüştü. Bu doğrultuda 75 KVA gücündeki iki dev jeneratör geminin ön top taretlerinin altına monte edildi, buradan geminin güvertesine 4 manyetik ışın yayılacaktı. 3 RF vericisi (her biri iki megavat CW gücündeydi ve onlar da güverteye monte edilmişti). 3000 adet 6L6 güç artırıcı tüp, iki jeneratörün oluşturduğu gücü yayacaklardı, özel eşleme ve modülasyon devreleriyle diğer ekipman, oluşan kütlesel elektromanyetik alanları kullanılırlığa indirgerken, kırılmış ışınlar ve radyo dalgaları gemiyi saracak ve sonuçta gemi düşman gözlemcileri için görünmez olacaktı.

Amaç görünmezlikti fakat iddiaya göre donanma bu deneyde tesadüfen de olsa maddenin ışınlanmasını gerçekleşti

Deneyin gerçekleştirilişi 
Allende, deneyin 22 Haziran 1943'te sabah 09:00'da jeneratörlere güç verilerek başlatıldığını söylüyordu. Bu aşamadan sonra yeşilimsi bir sis gemiyi örtmeye başlamış ve USS Eldridge ortadan kaybolmuştu. Devamını şöyle anlatıyordu Allende :
                         
                                       
"Bir an sadece geminin çapasını görebildim, sonra o da kayboldu, ortada artık ne sis ne USS Eldridge vardı; bomboş denize bakıyorduk, bizim gemide bulunan üst rütbeli subaylar ve bilim adamları korku, dehşet ve heyacan içinde nefeslerini tutarak bu inanılması güç başarılarını seyrediyorlardı. Gemi ve mürettebatı hem radarda hem de gözlerimizin önünde yok olmuştu. Her şey planlandığı gibi yürüyordu, 15 dk. sonra emir verildi ve jeneratörlerin şalteri kapatıldı. Önce hiçbir şey olmadı, arkasından yeşil sis tekrar ortaya çıktı ve USS Eldridge yeniden görünmeye ve ortaya çıkmaya başladı ama gemi nereye gitmiş ve nereden geliyordu? Sis azalırken, birşeylerin tuhaf gittiğini hissediyorduk. Hemen gemiye yanaştık, ilk önce mürettebatın çoğunun geminin yanından sarkıp kustuklarını gördük, diğerleri ise geminin güvertesinde şaşkın şaşkın dolaşıyorlardı,sanki hiçbirinin bilinci yerinde değildi. Yetkili ekipler gemiye girerek bütün mürettebatı kısa süre içerisinde uzaklaştırdılar ve yerlerini hazır bekletilen yeni bir mürettebat aldı. Bir iki gün sonra, yeni bir deneye daha karar verildi. Gemi istenen radar görünmezliğine ulaşmıştı, donanım değiştirildi ve 28 Ekim 1943'te deney yine aynı gemide tekrarlandı. Jeneratörler çalışmaya başladıktan hemen sonra Destroyer hemen hemen görünmezlik çizgisine ulaşmıştı, sadece burnu ve arkası görülüyor, arada ise bazı çizgiler belli belirsiz seçiliyordu. Sonra sadece su üzerinde tekne boyunda bir çizgi kaldı. Bir iki dakika sonra mavi bir ışık parladı ve o çizgi de yok oldu. Şimdi gemi tamamen yok olmuştu. Birkaç dakika sonra millerce uzakta Norfolk'ta ortaya çıktı. Göründükten biraz sonra bilinmeyen bir nedenle yine kayboldu ve Philadelphia'da tekrar ortaya çıktı. Bu kez durum çok ciddiydi, tüm mürettebatın başı beladaydı. Bazıları yok oldu ve bir daha geri dönmedi. Bu olayın en korkunç bölümü ise beş denizcinin geminin eriyen ve sonra yine katılaşan metal levhalarının içinde kalmalarıydı. Bu çok feci bir durumdu. Denizcilerin birisi kurtuldu fakat bir daha eski haline dönemedi. Aklını tamamen yitirmişti ama yapacak hiçbir şey yoktu. Bazılarının psişik yetenekleri gelişmişti, sokakta yürürken kaybolan ve yine ortaya çıkan insanlar vardı. Manyetik alanın içinde kalan mürettebattan kaybolanlar ancak birisinin yüzüne ve eline dokunulmasıyla görünür hale geliyorlardı, yani dokunmanın giysinin olmadığı bir yere yapılması gerekiyordu. "Donma" adı verilen bu olay saatlerce, günlerce sürebiliyordu, hatta bir tayfa tam altı ay donduktan sonra kurtarılabilindi. Elektronik kamuflaj başladıktan sonra geminin ve mürettebatının bütünüyle kaybolup,çok uzak bir yerde ortaya çıkıp ve sonra yeniden geri dönmesine neden olan neydi?"

Bu hikâyeye göre USS Eldridge, 28 Ekim sabahı Philedalphia limanından 640 km. ötedeki (375 mil) Norfolk askeri deniz üssüne gidip tekrar gelmiş ve bu olay birkaç dakika içerisinde olmuştu. Jessup bu inanması güç hikâyeye temkinli yaklaştı. Allende'ye gönderdiği cevapta daha fazla ayrıntı ve varsa olayın gerçekliğiyle ilgili kanıtlar istedi. Allende'nin cevabı ise aylar sonra geldi, fakat bu sefer gelen mektupta Carl M. Allen imzası vardı. Allen kanıtı olmadığını yazıyordu ancak hipnoz seansına katılabileceğini ya da pentotal (bilinci uyuşturarak iradeyi kıran doğruyu söyleten bir ilaç) alarak gördüklerini anlatabileceğini savunuyordu. Jessup bu mektupdan sonra yazışmamaya karar verdi.

                                         
Morris Jessup'un intiharı 

1957 ilkbaharında Jessup, Deniz Kuvvetleri Araştırma Bürosu'ndan bir davet aldı. Büroya ulaştığında kendisine yine kendinin yazdığı (ve çoğunlukla ününü borçlu olduğu) The Case for the UFO isimli kitap gösterildi. Bu kitap bir yıl kadar önce büroya postalanmıştı. Kitabın dikkat çekici yanı ise sayfalarda alınmış olan notlardı. Notlar üç farklı yazıyla yazılmıştı ve binlerce yıl önceki uygarlıklardan söz ediliyor, dünyaya gelen uzay araçları tarif ediliyordu. Sonunda ise Güç alanlarından, bir maddenin nasıl kaybolup, nasıl ortaya çıkarılabileceği ve 1943'te yapılan deneyden söz ediliyordu. Jessup yazılardan birinin Allen'e ait olduğunu fark edip durumu bildirdi. Sonrasında diğer yazıların da aynı kişiye ait olduğu, farklı renk ve özelliklerdeki kalemlerle yazıldığı anlaşıldı.

Bu olaydan sonra Deniz Kuvvetleri Jessup ile yeniden bağlantı kurup Allende'nin mektuplarında belittiği adresin terkedilmiş bir çiftlik evine ait olduğunu, ayrıca, Jessup'un kitabının üzerindeki notlarla ve Allende'nin mektuplarıyla birlikte yeniden düzenlenerek Deniz Kuvvetleri bünyesinde dağıtılacağını bildirdi. Rakam tam olarak bilinmemekle beraber bu şekilde 100 kadar kopyanın Deniz Kuvvetlerinde dağıtıldığı sanılmaktadır. Bu baskıdan üç kopya da Jessup'a gönderilmiştir.

Bu olaydan iki yıl kadar sonra, 20 Nisan 1959'da Morris Jessup, Miami'de Hammock Parkı'nda, kendi aracı içerisinde ölü bulundu. Polis raporlarına göre egzos gazıyla intihar etmişti. Carlos Allende ise bir daha ortaya çıkmadı ve olay bu şekilde kapandı.

Alfred Bielek'in ifadesi 
Bugün bilinen, hikâyenin çoğunun 1984 yapımı Stewart Rafill'in yönettiği "Philadelphia Experiment" (Philadelphia Deneyi) isimli filmden uyarlandığıdır. 1990'larda Eldridge gemisinin mürettebatından Alfred Bielek deneyin içinde yer aldığını ifade etmiş, bu ifade internet aracılığıyla yayılmıştır. Ancak 2003 yılında Bielek'in hikâyesi küçük bir araştırmacı grup tarafından yalanlanmış, deney sırasında geminin yakınında bir yerde olmadığı gösterilmiştir



Hikayedeki tutarsızlıklar

USS Eldridge gemisi 27 Ağustos 1943'e kadar hizmete girmedi, eylül ayına kadar da New York limanından ayrılmadı. Ekimde gemi Bahamalar'a doğru ilk deneme seferine çıkmıştı. Eldridge gemisinde görev yapanların da üyesi olduğu bir savaş gazileri birliği, Nisan 1999'da yayımladığı bildiride geminin asla Philadelphia limanına uğramadığını belirtmişlerdir.[4]

Alternatif açıklamalar 

Araştırmacı Jacques Vallee, USS Eldridge yanında demirli bulunan USS Engstrom gemisinde amacı gemileri manyetik algılayıcılı mayınlara karşı görünmez yapmak olan ve benzer şekilde elektromıknatıslarla yapılan bir deneyi tanımlamıştır. Gemi elektromıknatıslarla degauss edilerek manyetik görünmezliğe ulaştırılmaya çalışılmıştır. Ancak bu deneyin internette gezen hikâyeyle hiçbir alakası olmadığını söylemektedir.



Philadelphia deneyi ile ilğili bazı sorular:

 Philadelphia Deneyi, 1943 yılında gerçekten USS Eldridge adlı bir destroyerde
veya başka gemide mi yapıldı? Bu gemiye ne oldu?
 Gerçekten göz açıp kapanıncaya kadar koca bir destroyer 640 km uzağa gidip geldimi?
 Her iki deneyde yer alan mürettebata ne oldu? Şimdi neredeler ve 54 yıl sonra hala yaşayanlar varmı?
 İçlerinden hiçbirisi ortaya çıkıp, olayı neden anlatmadı?

  Nasıl olduda ABD Deniz Kuvvetleri, böylesine önemli bilimsel adımı 50 yıl saklayabildi?
 Böylesine korkunç bir sonuca ulaşan bu teknoloji nasıl bir şeydi?
 Einstein'in "Birleşik Alan Kuramı" gerçekmiydi?
 Peki bu kuram geliştirilip, tamamlanmışmıydı?
 Bu gün Philadelphia Deneyi ile ilgili dosyalar hangi kapalı kapının ardında saklanıyor?


Dr. Valentine, Charles Berlitz'le yaptığı röpörtajda şöyle diyordu;Bence Philadelphia Deneyi bilinen ve alışılmış yollarla açıklanamaz. Bazı bilim adamları atomun temel yapısının, madde parçacıklarından değil, elektromanyetik alanlarda oluştuğu görüşündeler.Bu çok karmaşık enerji alanlarının birbirlerini etkilemesi olayıdır. Eğer böyle bir evrenin içinde maddenin katlı fazları bulunmasaydı, şaşılırdı.Bu fazların birisinden birisine geçilmesi bir yaşamdan ötekine geçmeye benzer. Boyutlar arası değişmedir yani dünyalar içinde dünyalar olabilir. Manyetik alanların karıştırıcı olarak değişimler yaratabileceğinden kuşkulanılıyordu. Maksatlı olarak, olağan dışı manyetik koşullar yaratılması hem fiziksel, hemde yaşamsal olarak maddenin fazını değiştirebilir. Bu durumdada, bağımsız bir varlık olmayan ama içinde bulunduğumuz yaşama benzer belirli bir madde / zaman / enerji boyutunun bir parçası olan zaman faktörünü'de çarpıklaştırır. Kısacası deney olasıdır.


10.Sınıf Dil ve Anlatım Cevapları sayfa 107-122

12 Şubat 2013 Salı yazildi.


Metindeki boşlukları parantez içindeki uygun sözcüklerle doldurup tekrar okuyunuz.
CEVAP:
O gitti bilmem nereye? Galiba Plevne'ye gitti ve gelmedi. Ve bir daha hiç gelmedi.
Ben, bundan yirmi sene evvel, bugün sizin olduğunuz gibi, ey aziz kardeşlerim, bir şehidin yetimi olmuştum. Benimki de sizinkiler gibi hayatını barut dumanına sarmış, gitmişti. Bugünkü siz, yirmi sene evvel bensiniz; ben, sizin hissiyatınızı, bütün ruhunuzu bilirim. Ben o yaranın samimi bir aşinasıyım. O yarayı seviniz; o, sizin ebedî bir nişane-i iftiharınızdır. Söyledim, söyledim, çocukluğumun bütün kalb-i melulünü söyledim. Çünkü herkes size vermek istiyor; ben, sizden olmak, âlâmınıza iştirak etmek suretiyle sizin derdinizin bir kısmını almak istiyorum.
Cenap SAHABETTİN

Bu kelimelerin metindeki işlevini ve iki metin arasındaki anlam farkını belirtiniz.

CEVAP:
Bu kelimeler ismin yerini tutan kelimelerdir, yani zamirdir ve anlamlıdır. Bunlar cümleden çıkarıldığında cümlenin ya anlamı değişir ya daralır ya da anlamsızlaşır.

Metin İnceleme - 1.metin
1. "Bir Bayrak Rüzgâr Bekliyor" şiiriyle yukarıdaki şiiri karşılaştırınız. Bu iki şiirde aynı duygu yoğunluğunu bulabildiniz mi? Niçin?
Hayır her iki şiirin de duygu yoğunlu farklı, çünkü şiirler farklı temalarda yazılmış.
2. Lirik anlatım türünün özelliklerini yazınız. Lirik anlatımın diğer anlatım türlerinden en önemli farkını belirtiniz.
CEVAP:
• Coşku ve heyecana bağlı (lirik) anlatımda duygular ve içinde bulunulan ruh hali yansıtılır.
• Aşk, ayrılık, hasret, özlem, gurbet, dini hassasiyet gibi duygusal konular işlenirken kullanılır.
• Okurun duygularına, kalbine seslenir.
• Kelimeler daha çok mecaz ve yan anlamda kullanılır.
• Sanatsal özellikler sergilenir.
• Dil, “heyecanı dile getirme” işlevinde kullanılır.
• Daha çok şiir, roman, hikâye, tiyatro ve deneme türlerinde kullanılır.
• Öyküleyici anlatımda bir olay ve durumun anlatılması; betimleyici anlatımda kişi, durum ve varlıkların betimlenmesi; coşku ve heyecana bağlı anlatımda ise duyguların ifade edilmesi esastır.

3. Yukarıdaki şiirde ismin yerini tutan kelimeler kullanılmış mıdır? Bunların metindeki görevi nedir?
CEVAP:Yukarıdaki şiirde ismin yerini tutan kelimeler: ben, sana, seni, kimseler.

SAYFA 108
1. Şiirde kelime ve cümle seviyesindeki tekrarları bulunuz. Bunların anlatıma ne kazandırdığını tartışınız. Sonuçları sınıfta belirtiniz.
CEVAP : Cümle seviyesindeki tekrarlar:
- ben sana mecburum
- bilemezsin
- bilmiyor

Kelime seviyesindeki tekrarlar:
- ne vakit bir

2. Her iki şiirde (Bir Bayrak Rüzgâr Bekliyor- Ben Sana Mecburum) heyecan, mutluluk veya mutsuzluk ifade eden; dini duyarlılık, derin düşünce, yüceltme gibi hâlleri dile getiren söz ve söz öbekleri var mıdır? Belirtiniz. Varsa bunların özelliklerini açıklayınız.
CEVAP:
“Bir Bayrak Rüzgâr Bekliyor” isimli şiirde aşağıdaki mısralar dini duyarlılık ve yüceltme hallerini dile getirmektedir:
Türbesi yakışmış bu kutlu tepeye;
Yattığı toprak belli.
Tuttuğu bayrak belli.
Kim demiş meçhul asker diye?
Bir el ki; ahretten uzanmış,
Edeple gelip birer birer öpsün diye faniler!
Öpelim temizse dudaklarımız,
Fakat basmasın toprağa temiz değilse ayaklarımız.
Sesinden yüksek çıkmasın nutuklar, kasideler.
Geri gitsin alkışlar geri,
Geri gitsin ellerin yapma çiçekleri!

“Ben Sana Mecburum” isimli şiirde aşağıdaki mısralar ise ihtiras (tutkunluk) derecesindeki aşkı ve mutluluk hallerini dile getirmektedir:
ben sana mecburum bilemezsin
adını mıh gibi aklımda tutuyorum
büyüdükçe büyüyor gözlerin
ben sana mecburum bilemezsin
içimi seninle ısıtıyorum
Aynı şiirdeki şu mısralar ise mutsuzluk halini dile getirmektedir:
ne vakit bir yaşamak düşünsem
bu kurtlar sofrasında belki zor

3. Bu şiirler okuyucuya bilgi vermek için mi, okuyucunun duygularını harekete geçirmek ve okuyucuya edebi zevk tattırmak için mi yazılmıştır? Tartışınız. Sonuçları defterinize yazınız.
CEVAP:
Bu şiirler okuyucunun duygularını harekete geçirmek ve okuyucuya edebi zevk tattırmak için yazılmıştır.
4. Şiirlerde kimin duygularından söz ediliyor, şiir kime hitaben yazılmıştır? Duygular nasıl ve niçin yorumlanmıştır?
CEVAP:
Birinci şiirde dini ve tarihi hassasiyeti olan bir vatandaşın, ikinci şiirde ise aşkı ihtiras derecesine varmış olan bir aşığın duygularında söz ediliyor.
Birinci şiir şehit düşmüş askerlere, ikinci şiir ise sevgiliye hitaben yazılmıştır.

5. “Adını mıh gibi aklımda tutuyorum.” “içimi seninle ısıtıyorum” “Bulutlar parçalanıyor” gibi ifadelerin farklı duygu değerleri var mıdır? Metinden hareketle açıklayınız.

CEVAP:Bu ifadeler, âşığın sevgiliye bağlılığını, tutkunluğunu, onun adının bile onun için ne kadar kıymetli olduğunu dile getiriyor.

6. Şiirde ilk anlam değeri dışında kullanılmış kelimeler var mıdır? Metinden örnekler vererek açıklayınız.
CEVAP:Şiirde ilk anlam değeri dışında, yani mecaz anlamda kullanılmış olan kelimeler şunlardır:
Aklımda tutuyorum, büyüyor gözlerin, içimi seninle ısıtıyorum, ağaçlar sonbahara hazırlanıyor, saçlarını götürüyor, kurtlar sofrası, ellerimizi kirletmeden.

2. Metin
10. Metindeki cümlelerin kuruluşunda ve cümleler arasındaki ilişkilerde nelere dikkat edilmiştir?

CEVAP:Anlamın parçanın bütününden kopup gitmemesine, önceki cümle ve yargıyla bütünlük içinde olmasına ve birbirini çağrıştıracak anlam ilgisi içinde olmasına dikkat edilmiştir.

11. Metinde "O sanki sessizlikten ürkmüş." cümlesindeki "o" sözcüğü "Namık Kemal" isminin yerini tutmuştur. Metinde isimlerin yerini geçici olarak tutan sözcüklerin kullanılma nedenlerini açıklayınız.

CEVAP:Metinde devamlı aynı isimleri kullanmak suretiyle itici olmamak için bu isimlerin yerini tutan kelimeler (zamirler) kullanılmıştır. Örneğin; Namık Kemal konuşurken her defasında adını söylemesi hem zor hem de itici olacaktı. Oysa bunun yerine “ben” zamirini kullanması anlatım açısından daha kolaydır.

12. Bu sözcüklerin yerlerine gerçek isimlerini koyup metni yeniden okuyunuz ve anlatımda ne gibi değişikliklerin olduğunu belirtiniz.
.....................
13. Metinlerde isimlerin yerini tutan sözcüklerin cümledeki işlevini ve neden kullanıldığını açıklayınız.
CEVAP : Bu kelimelerin cümledeki işlevi zamirdir. Zamirler, anlatıma zenginlik katmak ve kolaylık sağlamak için kullanılır.

14. Metinlerde isimlerin yerini belli belirsiz tutan sözcükleri bulunuz. Bunların ifadeye neler kazandırdıklarını belirtiniz.
CEVAP:
1.metinde ismin yerini belli belirsiz tutan sözcük (belgisiz zamir): kimseler
2.metinde ismin yerini belli belirsiz tutan sözcük (belgisiz zamir): şey

15. Metinlerde hangi şahıs zamirinin daha çok kullanıldığını belirtiniz.
CEVAP:1.metinde “ben” ve “sen” şahıs zamirleri; 2.metinde ise “ben”, “siz” ve “o” şahıs zamirleri kullanılmıştır.

16. Bu çeşit anlatımlar daha çok hangi metin türlerinde kullanılmaktadır?
CEVAP:Bu çeşit anlatımlar (lirik anlatımlar) daha çok şiirlerde kullanılmaktadır.

SAYFA 109
1. etkinlik : “Ben Sana Mecburum” adlı şiirden aşağıda verilen özelliklere uygun dizeleri tabloya yazınız. Bu tarz kullanışların anlatımı nasıl etkilediğini tartışınız. Sonuçları defterinize yazınız.

CEVAP :
Devrik cümleler
-  bir şileb sızıyor ıssız gözlerinden
-  içim sıra kımıldıyor gizli denizlerin
Eksiltili cümleler
-  kaldırımlarda yağmur kokusu…
Soru cümleleri
-  bu şehir o eski İstanbul mudur?
Kısa cümleler
-  kimseler bilmiyor
-  kırılmışsın
-  telaş içindesin
-  bütün ıslanmışsın
-  tüylerin ürperiyor
-  belki körsün
İlk anlamı dışında kullanılan sözcükler
-  tutuyorum
-  büyüdükçe
-  ısıtıyorum
-  hazırlanıyor
-  içindesin

2.Etkinlik

Cümleler
1.Metin (Heyecana bağlı-Şiir)
2.Metin (Nesir)
Duygu, çağrışım ve imge değeri bakımından
Aşk ve ihtiras (tutkunluk) ön planda. Aşkı ve ihtirası çağrıştıracak kelime ve imgeler var.
Duygu, çağrışım ve imge değeri yok. Açıklayıcı anlatım özellikleri var.
Ahenk öğeleri bakımından
Şiir olduğu için ahenk özellikleri (redif, kafiye) var.
Ahenk özellikleri yok.
Dil ve yapı özellikleri bakımından
Kurallı cümlelerin yanı sıra devrik cümleler, eksiltili cümleler ve kısa cümleler de kullanılmış. Yüklemler daha çok mecazi anlamda kullanılmış.
Düz (kurallı) ve uzun cümlelerden oluşmuş.
Sanat özellikleri bakımından
Söz sanatları yoğun bir şekilde kullanılmış: Abartma, benzetme, istiare, kişileştirme, tekrir, … gibi sanatlar.
Öğretici ve açıklayıcı bir metin olduğu için sanatsal özellikler yok denecek kadar azdır.
Tema bakımından
Aşk, ihtiras
Kitap fuarları
Yazılış amacı bakımından
Hisleri (duyguları) dile getirmek
Fikirleri (düşünceleri) dile getirmek
Sayfa 110


3. etkinlik
Zamirler, isim olmadıkları hâlde isim gibi kullanılan ve isimlerin yerini tutan kelimelerdir.

“Ağlatan Harita” adlı metinde bos bırakılan yerlere aşağıda verilmiş olan zamirlerden uygun olanları yazınız.
CEVAP:

Ağlatan Harita

Bizigenişçe bir bekleme salonuna aldılar. Huzurevinin sakinlerinden birkaçı gazete okuyor, birkaçı televizyondan haberlerini izliyordu. O ise kendisi gibi yaşlı iki arkadaşıyla bir köşede dalgın dalgın oturuyordu.
Bakışlarım bir mıknatıs tarafından çekilmiş gibi oraya odaklandı. Gözleri çukura kaçmıştı ama o çukurun içinde hâlâ parıl parıl parlayan iki tarihî ışık vardı. O kırış kırış olmuş alın, buruş buruş olmuş yüz neler anlatıyordu acaba?

Metindeki diğer zamirleri bulunuz. Bunların kullanılma nedenlerini açıklayınız.
Bulduğunuz zamirleri aşağıdaki tabloda uygun olan yerlere yazınız.

CEVAP:
Şahıs(Kişi) Zamiri : Ben, Onun, Bizi
İşaret Zamiri : Bunu, Oraya
Belgisiz Zamir : Birkaçı
Soru Zamiri : Neler

4. etkinlik
Aşağıdaki altı çizili sözcüklerin yerlerine uygun zamirler getiriniz.

CEVAP:
Onun oğlu hastalanmış.
O oraya bağlıdır.
Onu oraya bırakınız.
Oradan elma aldık.
Onları babasına teslim ettim. Yarın onlara gideceğiz.

SAYFA 111
ANLAMA-YORUMLAMA

5. etkinlik
Aşağıdaki tabloyu şiirden hareketle doldurunuz.

CEVAP:
onu
Örnek
Diğer örnekler
Mecaz anlamlı sözcükler
Bağlamak-çözülmek
Üşümek, düşürmek, çizilmek, bağlanmak, çalmak, sığmamak, çekmek, kördüğüm 
Yakın anlamlı sözcükler
Titremek-üşümek
Dert-gam
Sözcük tekrarı
Mihriban
-
Ses benzerliği
Gönlümü-ölümü
-    Çözülmüyor-sezilmiyor
-    Düşüyor-şaşıyor-üşüyor
-    Hile-dile-bile
-    Yarama-arama-var ama
-    Gülüne-külüne-tahammülüne
-    Anlamı-gamı-tamamı

Sayfa 112
8. etkinlik
Aşağıdaki cevaplara uygun soru zamirleri yazınız. Bunların ifadeye kazandırdıklarını açıklayınız.

CEVAP:
A : Kime ne almışlar?
B : Bana elbise almışlar.

A : Ankara’ya nereden taşınmışlar?
B : Ankara’ya Kars’tan taşınmışlar.

A : Müdür Bey kimi arıyor?
B : Müdür Bey Ceren’i arıyor.

A : Kim derslerine çalışmıyor?
B : Kardeşim derslerine çalışmıyor.

9. etkinlik
Aşağıdaki metinlerde ismin yerini kesinlik kazandırmadan tutan sözcüklerin altını çiziniz.

CEVAP:
Başkası söyleseydi inanmazdım. Ama sen söylediğin için inanıyorum. Başkaları ne düşünürse düşünsün, benim sana güvenim fazladır. Sana sonuna kadar güveneceğim. Ancak birbirine güvenen insanlar yaşatırlar sevgiyi. İnsanların söylediklerinin hepsi bir yana, sen bir yana...

Hepsinden Beter
Kimi insan derbeder.                                      Kimisi dul, kimisi öksüzdür.
Ömrünü heba edip gider,                                Alın yazısı kahreder.
Kimisi maişet derdine düşmüş                         Aklından zoru var kiminin
Rahattan bihaber.                                           Merhamet ister.
Olmayacak işler peşinde.                               Ben sevda çekerim,
Kimisi taban teper.                                        Hepsinden beter.

Cahit Sıtkı TARANCI


Bu sözcüklerin türünü söyleyiniz.
CEVAP:Belgisiz zamir.

SAYFA 113
10. etkinlik
Aşağıdaki tabloyu “Mihriban” şiirinden hareketle “sözcüklerin şiirdeki duygu değerini” dü*şünerek doldurunuz.
Deli gönül
Akıllıca ve mantıklı davranmamak, duyguların peşinden gitmek
Kalem elden düşüyor
Artık yazmamak
Saçlarına gönlümü bağlamışlar
Saçlarına âşık olmak
Aklım şaşıyor
Şaşırmak; inanmak istememek
Lambada titreyen alev üşüyor
Lambanın sönmesi, karanlık olması
Aşk kâğıda yazılmıyor
Aşkın tarifini yapamamak
Düşürür dile
Hep, devamlı anlatmak
Aşk deyince ötesini arama
Aşktan başka hiçbir şey düşünmemek
Aşka hudut çizilmiyor
Aşkın sınırsız olması
Kar koysan köz olur aşkın külüne
Aşkın yakıcılığına hiçbir şeyin dayanamaması
Kara bahtım tahammülüne
Kötü talihe sabır göstermek
CEVAP:
Deli gönül : Akıllıca ve mantıklı davranmamak, duyguların peşinden gitmek
Kalem elden düşüyor : Artık yazmamak
Saçlarına gönlümü bağlamışlar : Saçlarına âşık olmak
Aklım şaşıyor : Şaşırmak; inanmak istememek
Lambada titreyen alev üşüyor : Lambanın sönmesi, karanlık olması
Aşk kâğıda yazılmıyor : Aşkın tarifini yapamamak
Düşürür dile : Hep, devamlı anlatmak
Aşk deyince ötesini arama : Aşktan başka hiçbir şey düşünmemek
Aşka hudut çizilmiyor : Aşkın sınırsız olması
Kar koysan köz olur aşkın külüne : Aşkın yakıcılığına hiçbir şeyin dayanamaması
Kara bahtım tahammülüne : Kötü talihe sabır göstermek

11. etkinlik
Aşağıdaki tabloyu inceleyerek cümleleri uygun sözcüklerle tamamlayınız.

CEVAP:

İŞARET SIFATI
İŞARET ZAMİRİ
Varlıkların yerini işaret yoluyla gösterir.
İşaret yoluyla ismin yerini tutar. Niteleme ve belirtmegörevi yoktur.
Tamlama biçimindedir ve isimden önce gelir.
Çekim eki alabilir ve bu zamirden sonra virgül kullanılır.
Bu okul benim okulumdur.
Bu, benim okulumdur.
O çocuğu buraya çağır.
Onu buraya çağır.
Bu öğrenci başarılı oldu.
Bu, başarılı oldu.
Şu komşumuz çok iyi bir insan.
Şu, komşumuzdur.
SAYFA 114
12. etkinlik
Aşağıdaki tabloyu inceleyerek cümleleri uygun sözcüklerle doldurunuz.

KARŞILAŞTIRMA
SORU SIFATI
SORU ZARFI
SORU ZAMİRİ
Soru sözcüğü sıfat tamlaması oluşturur.
Bir soru sözcüğünün soru zarfı sayılabilmesi için o sözcüğün cevabının da zarf olması gerekir.
Bir soru sözcüğünün zamir sayılabilmesi için, cevabının da isim ya da zamir olması gerekir.
Soru sözcüğü, bir ismi belirtir.
Soru sözcüğü fiili, fiilimsiyi, sıfatı ya da zarfı belirtir.
Soru sözcüğü, ismin yerini tutar.
İsim çekim eki almaz.
İsim çekim eki almaz.
İsim çekim eki alır.
NASIL?
HANGİ?
KAÇ?
KAÇINCI?
KAÇAR?
KAÇTA KAÇ?
NE ZAMAN?
NASIL?
NE KADAR?
NEDEN? (NİÇİN, NE DİYE, NİYE, NE?)
NE?
KİM?
HANGİSİ?
KAÇI?
NERE?
v Nasıl ev istiyorsun?
v Geniş ev.
v Okula nasıl geldin?
v Koşarak.
v Beni kim aradı?
v Ceren.
v Hangi okula gidiyorsun?
v Şu okula.
v Ankara’ya ne zaman gidiyorsun?
v Üç hafta sonra.
v Bana ne getirdin?
v Kitap.
v Hangi parkı arıyorsun?
v Karşıki parkı.
v Niçin/neden böyle davranıyor?
v Yaşlandığı için.
v Seni hangisi aradı?
v Şu (Bu, O, Öteki).
v ÖSS’de kaç soru çözdün?
v Seksen soru çözdüm.
v Ne/niye/niçin bakıyorsun?
v Anlayamadığım için bakıyorum.
v Sınavı kaçınız kazandı?
v Beşimiz.

Aynı sözcüğün nasıl hem zamir hem sıfat hem de zarf olduğunu örneklerle açıklayınız.

CEVAP:
Zamir, ismin yerini tutar; sıfat, ismi niteler veya belirttir; zarf ise genellikle yargıları belirtir. Örneğin;
Ø “Az önce biri seni sordu.” cümlesinde “bir” sözcüğü, “çocuk” isminin yerini tutarak belgisiz zamir görevinde kullanılmıştır.
Ø “Az önce bir çocuk seni sordu.” cümlesinde “bir” sözcüğü, “çocuk” ismini belirterek belgisiz sıfat görevinde kullanılmıştır.
Ø “Az önce çocuk bana bir baktı ki sorma.” cümlesinde ise “bir” sözcüğü, “baktı” fiilini belirterek durum zarfı görevinde kullanılmıştır.

13. etkinlik
Okuduğunuz metinlerden hareketle coşku ve heyecana bağlı anlatımla oluşturulmuş metinlerde cümlelerin ne gibi özellikler taşıdığını,

CEVAP:
Coşku ve heyecana bağlı anlatımla oluşturulmuş metinlerde cümlelerde;
Ø Duygu, çağrışım ve imge değeri bakımından çeşitli duyguları barındıracak ve çağrıştıracak kelime ve imgeler kullanılır.
Ø Ahenk öğeleri bakımından, genellikle şiir olduğu için ahenk özellikleri (redif, kafiye) kullanılır; şiir değilse bile şiirsel özellikler taşıyan ahenk yüklü sözcükler tercih edilir.
Ø Dil ve yapı özellikleri bakımından, kurallı cümlelerin yanı sıra devrik cümleler, eksiltili cümleler ve kısa cümleler de kullanılır. Yüklemler daha çok mecazi anlamda kullanılır.
Ø Sanat özellikleri bakımından; abartma, benzetme, istiare, kişileştirme, tekrir, hüsnü talil,… gibi söz sanatları yoğun bir şekilde kullanılır.
Ø Tema bakımından, her türlü duyguyu dile getirir.
Bu metinlerde dilin hangi işlevlerinden yararlanıldığını tartışınız. Sonuçları sözlü olarak ifade ediniz.

CEVAP:Bu metinlerde genellikle dilin heyecanı dile getirme ve sanatsal işlevlerinden yararlanılır.

SAYFA 115
14. etkinlik
Metindeki zamirlerin altını çiziniz. (kalın olarak yazılan kelimeleri altı çizili olarak kabul edin)

Şoför

Bizde bankacılık gibi şoförlük de on iki senelik yeni mesleklerden sayılır. O zamanlarda bütün çocuklar gibi onlar da haşarı, atak ve gösterişçi idiler. Onların birçoğu şimdi yaşını başını almış, akıllı uslu, pişkin adamlardır. Ben kendi hesabıma uzun yollarda Anadolu şoförlerini daima uyanık, becerikli, uysal ve cana yakın gördüm.
Birçoğunun büyük bir zaafı var: yarışa dayanamıyorlar. Yolda birkaçının kendilerini geçmesine tahammül edemiyorlar. Onların en akıllı uslusu, birisinin tozu dumana katarak kendisini geçtiğini gördü mü ifrite dönüyor.
Evet, bu onların en büyük zaafıdır. Fakat dediğim gibi bu zaaf, hangimizde yok. Hangimiz, kendi yolumuzda bir meslektaş tarafından geçildiğimizi görüyor da kudur muyoruz?

Reşat Nuri GÜNTEKİN

Zamirlerin türlerini belirleyiniz.

Cevap :
Kişi zamirleri : Bizde, Onlar, Onların, Ben
Dönüşlülük zamirleri : Kendi, Kendilerini, Kendisi
Belgisiz zamirler : Birçoğu, Birçoğunun, Birkaçının, Birisinin
Soru zamirleri : Hangimizde, Hangimiz
İşaret zamirleri : Bu


Bu zamirleri yapı bakımından inceleyiniz.

Herhangi bir yapım eki almamış zamirleri belirtiniz. Bu tür zamirlere yapı bakımından ne isim verildiğini belirtiniz.

Herhangi bir yapım eki almış zamirleri belirtiniz. Bu tür zamirlere yapı bakımından ne isim verildiğini tartışınız. Sonuçlan açıklayınız.

Başka bir sözcükle birleşmiş zamirleri belirtiniz. Bu tür zamirlere yapı bakımından ne isim verildiğini tartışınız. Sonuçlan sözlü olarak ifade ediniz.

Zamirleri yapılarına göre sınıflandırınız ve bu zamirlerin özelliklerini açıklayınız.

CEVAP :
Basit Zamirler : Herhangi bir yapım eki almamış zamirlerdir.
Bizde,Onlar,Onların,Ben,Kendi,Kendilerini,Kendisin i,Birisinin,Hangimizde,Hangimiz,Bu

Türemiş Zamirler : Herhangi bir yapım eki almış olan zamirlerdir.
Parçada yok.

Birleşik Zamirler : Başka bir sözcükle birleşmiş zamirlerdir.
Birçoğu,Birçoğunun,Birkaçının

Ölçme ve Değerlendirme
A. Aşağıdaki özellikleri doğru-yanlış (D/Y) olarak değerlendiriniz.
(D) Şahıs zamirleri, kişilerin yerlerini tutan sözcüklerdir.
(Y) Belgisiz zamirler, varlıkların, kavramların yerini işaret yoluyla tutan zamirlerdir.
(Y) İşaret zamirleri, yerlerini tuttukları varlıkları açıkça değil de şöyle böyle belli eden zamirlerdir.
(D) Soru zamirleri, soru anlamı veren ve cevapları isim ya da zamir olan kelimelerdir.
(D) İlgi zamiri, hatırlanan varlığın kiminle ilgisi bulunduğunu bildiren ek hâlindeki zamirdir.


B. Aşağıdaki kavram haritasını doldurunuz.

LİRİK ANLATIMDA KULLANILAN ÖGELER
•             DUYGU
•             HEYECAN
•             DİNİ DUYARLILIK
•             MUTLULUK
•             YÜCELTME


C. Aşağıdaki çoktan seçmeli soruları cevaplayınız.


1. Aşağıdakilerden hangisi "lirik" anlatımda kullanılan öğelerden değildir?
A)Heyecan B)Mutluluk C)Dinî duyarlılık D)Yüceltme E)Öğretme

2. Aşağıdaki dizelerin hangisinde coşku ve heyecana bağlı anlatımdan yararlanılmamıştır?
A) Bana bir gurbet adı gönder
Bir de anımsamak için sevdiklerimi
B) İnsanın kötüsü iyilikten bilmez
Kursaksıza öğüt versen de almaz.
C) Bütün sevgileri atıp içimden
Varlığımı yalnız ona verdim ben.
D) Yüreğinde deli taylar eşinen
Bir baş görsem sen gelirsin aklıma
E) Şehitler tepesi boş değil, biri var bekliyor.
Ve bir göğüs, nefes almak için; rüzgâr bekliyor.


3. Bugün anladım ki neşeli olduğum zamanların hemen ardından, tarifsiz kederlere düşebiliyorum. Karadeniz'de gemilerim batmış gibi düşünüp durduğum, karamsarlığa battığım sırada kalbime gelen bir sevinç dalgası beni bu fırtınalı havadan sütliman kıyılara çekebiliyor. Çevremdekiler beni anlatırken hep bu yönüme vurgu yapıyorlar. Ne kadar da dalgalı bir ruhum varmış! Korkuyorum, bir gün başkasına zarar vermekten...
Bu parçanın anlatımı ile ilgili aşağıdaki yargılardan hangisi yanlıştır?
A) Coşku ve heyecana bağlı anlatım özellikleri vardır.
B) Farklı türden zamirler kullanılmıştır.
C) Yazar, kişisel duygularını dile getirmiştir.
D) Yazar, toplumsal bir eleştiri yapmaktadır.
E) Yazar, bir iç hesaplaşma içindedir.

4.Aşağıdakilerden hangisi lirik anlatımda kullanılmaz?
A) Mecaz anlamlı sözcükler
B) Öznel ifadeler
C) Zıt anlamlı sözcükler
D) Doğrudan bilgi aktaran ifadeler
E) Soyut anlamlı sözcükler


5. Aşağıdaki dizelerin hangisinde kişi adılı kullanılmıştır?
A) Sen yalnız türkünü söylemeye bak
B) Akşam oldu diye yakma lambayı
C) Bırakacaksan şu nefreti bırak
D) Böyle gölge severim manzarayı
E) Karanlıktan çıkan ses daha berrak


6. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde işaret adılı (zamiri) kullanılmamıştır?
A) Kar, yolları kapatınca buralara dışarıdan hiç yiyecek gelmez.
B) Dün sabah onları pikniğe giderken almışlar.
C) Onları akşama kadar rafa güzelce yerleştirin.
D) Ben bunun böyle olacağını biliyordum zaten.
E) Olanları panik yapmadan bir bir anlat.



7. "Şahıs zamirleri, isim tamlamalarında tamlayan görevinde bulunabilir."
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bu açıklamaya uygun kullanım vardır?
A) Demedim mi bu hasret bitirir seni.
B) Ay dolanır gider yalnız kalırız biz de.
C) Her gün yeni baştan dağılır, ufalanırsın.
D) Senin hangi çiçeğini sakladı bahar?
A) Demedim mi yüreğim sevme onu, diye.


8. I. Seversin bu dünyayı doludizgin sen.
II. Buradan ayrılmak istemez kimse.
III. Ama o senden ayrılacak bir gün.
IV. Yani sen, ben bu dünyayı seviyoruz diye
V Bu dünyanın da bizi sevmesi şart mı?
Yukarıdaki numaralı dizelerin hangisinde hem işaret zamiri hem belgisiz zamir kullanılmıştır?
A) I.    B) II.     C) III.     D) IV.      E) V.


Sayfa 117
9. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ismin yerini tutan bir sözcük kullanılmamıştır?
A) Ben bir köy öğretmeniyim, bir bahçıvanım.
B) Hepimiz bir bahçe sularız gönlümüzde.
C) Kimse bilmez, kimse anlamaz derdimizden.
D) Nasıl güller fışkırır bu çilelerimden, bu kırlardan.
E) Kandır, hayattır, emektir, bizim güllerimiz.


10. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde belgisiz zamir kullanılmamıştır?
A) Bile bile aldanmak herkesi kahreder.
B) Birileri bahçede açan güzel gülleri koparmış.
C) Birkaçı yakalandığı hastalıktan daha kurtulamadı.
D) Başkalarının bize önem vermesi cesaretimizi artırır.
E) Bu güzel haberi alınca bütün çocuklar sevindi.


11.Aşağıdaki cümlelerin hangisinde birden fazla zamir kullanılmıştır?
A) Bu güzel topraklarda ölmek istiyorum ben.
B) Yetiştirdiğin hiçbir bahçe yarıda kalmasın senin.
C) Tarumar olmasın istiyorum ben. şu bahçeler, bu bağlar.
D) Beni bilse bilse bu çiçekler bilir dostlarım.
E) Neler yaşadığımı onlara söyledim sadece.

12. I. İyi kotu bir iş tutmuşum kendime.
II. Acısı tatlısı hepsi bir aslında.
III. Ha Ankara ha Çemişgezek, bu yerden uzak olduktan sonra.
IV. Nerde olsa yaşıyor ya insan
V. Nasıl olsa bir gün ölmek var ya herkese.

Yukarıdaki cümlelerin hangisinde zamir (adıl) kullanılmamıştır?

A) I.     B) II.      C) III.      D) IV.      E) V.

13. Bilmiyorum şimdi kim duyar bizi Bir çıkmaz yoldayız gel uyar hepimizi Bu yakın dostlarımız kırdılar kalbimizi Soracak kimse yok şimdi hâlimizi.
Yukarıdaki dörtlükte kaç tane zamir kullanılmıştır?
A) 1      B) 2       C)  3       D) 4       E) 5

14. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde farklı türde bir zamir kullanılmıştır?
A) Hiçbiri, bu film kadar seyirci toplamadı.
B) Pazardaki çiçekçilerin hepsini dolaştım.
C) Dertlerini kimseyle paylaşmaz, içine atardı.
D) Bu haberi kime söyleyeceğini şaşırmıştı.
E) Yoldan geçen birine bu soruyu soralım.

15. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde soru anlamı zamirle sağlanmamıştır?
A) Bu adamlardan hangisi yolu daha iyi biliyor?
B) Herkes merak ediyordu. Mehmet ne sormuştu?
C) Az önce bu kapıdan kim çıkmıştı acaba?
D) Bu hafta bize yemekte neler hazırladınız?
E) İstanbul'dan Ankara'ya kaç saatte vardılar?

16. Duymasa kimse şair gönlümün
Sende karar kıldığını
Ve içimin şerha şerha yarıldığını
Biz bilelim yeter
Yukarıdaki dizelerde bulunan zamirlerin türü aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla verilmiştir?
A) Belgisiz zamir - kişi zamiri - kişi zamiri
B) İşaret zamiri - işaret zamiri - kişi zamiri
C) Kişi zamiri - kişi zamiri - kişi zamiri
D) Kişi zamiri - işaret zamiri - belgisiz zamir
E) Belgisiz zamir - kişi zamiri - işaret zamiri


SAYFA 118
17. Artık ovaya, dirliğin, düzenin ne zaman geleceğini kimse bilemezdi.
                 I           II         III                                      IV
Bu cümledeki altı çizili sözcüklerin türü aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?
        I     II    III      IV
A) İsim isim zamir zamir
B) İsim isim isim zamir
C) İsim zamir zamir isim
D) İsim zamir zamir zamir
E) Zamir isim isim isim


18. Bir dağ başı yalnızlığı yasıyorum burada.
                                                               I                                               
Dağ başı yalnızlığı, ölümden beter bu.
                                                     II
Hiçbiri aramasa sormasa beni.
    III                               IV
Sen gelsen yeter.
V
Yukarıdaki dizelerde numaralandırılmış sözcüklerden hangisi belgisiz zamir görevinde kullanılmıştır?
A) I.     B) II.      C)III.      D) IV.       E) V.

19. I. Bana bir gurbet adı gönder
II. İçinden çıkamadığım çok şey var
III.Kuşların ağzını açarak ölmesi
IV.Ve dünyadaki çiçekler içinde
V. Fesleğenin örselenerek koklanması
Yukarıdaki numaralanmış dizelerin hangilerinde adıl (zamir) kullanılmıştır?
A) I. ve II. B) I. ve III. C) II. ve IV. D) II. ve V. E) III. ve V.

20. Kimi zamirler özneyi pekiştirerek belirtir. Bunlar tek başlarına asıl şahıs zamirlerinin yerini tutabildikleri gibi onlarla birlikte de kullanılabilir.
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bu açıklamaya uygun bir zamir vardır?
A) Doğrusu, onun sözüne pek kulak asmadım.
B) Bence, alınan sonuç pek de olumlu değildi.
C) Bu elbiseyi ben kendim diktim.
D) İşittiklerimiz bunları doğrular nitelikteydi.
E) Ahmet o yaz, tatilini bizde geçirecekti.

21. "O" sözcüğü aşağıdaki cümlelerin hangisinde kişi adılı (şahıs zamiri) olarak kullanılmıştır?
A) Çocuklar o ağacı sulamışlar.
B) Annesi onu, biraz önce hastaneye götürdü.
C) Kitaplıktan o kitabı alıp gitti.
D) Ben bu evi değil onu beğendim.
E) Dosyayı göstererek "Onu bana ver." dedi.

22. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde soru zamiri vardır?
A) Arkadaşın Ankara'ya ne zaman gelmiş?
B) Bu tabağı buraya kim koymuş olabilir?
C) Ben de onunla gidebilir miyim?
D) Kaçıncı katta oturuyorsunuz?
E) İstanbul'a ilk kez mi gidiyorsun?


23. Hayır, benim çocukluğumun hürriyeti, hiç de bu cinsten bir hürriyet değildir. Evvela, burası zannımca en mühimdir, onu bana hiç kimse vermedi. Bu sızdırılmış altın külçesini birden bire kendi içimde buldum. Tıpkı ağaçta kuş sesi. Suda aydınlık gibi... Ve bir defa için buldum. Bulduğum günden beri de küçücük hayatım, fakir evimiz, etrafımızdaki insanlar, her şey değişti.
Bu parçada aşağıdakilerden hangisi yoktur?
A) Kişi adılı
B) İşaret adılı
C) Belgisiz adıl
D) Dönüşlülük adılı
E) Soru adılı

-