1893’te ABD Büyükelçisi Terrell’i kabul eden Sultan Abdülhamid
Saray’daki Ermeniler ve Ermeni meselesiyle ilgili düşüncelerini aktarmış. 1897’de yayımlanan görüşme
hariçteki ‘kışkırtmayı’ yansıtıyor.
Abdülhamid, Ermeniler ve Ermeni meselesiyle ilgili neler anlattı?
Yine bir ekim günü tüm dünyanın gözü kulağı İsviçre’deki Zürih Üniversitesi’ndeydi. İngiliz devlet adamı Winston Churchill
İkinci Dünya Savaşı sonrası bu üniversiteden Sovyetler Birliği’ne seslenmişti. ‘Özgür ve Birleşik Avrupa’nın doğuşunu ve Avrupa’da yeni bir döneme girildiğini haber vermişti. Aynı üniversite
tarihî bir buluşmaya daha ev sahipliği yaptı 10 Ekim’de. İsviçre’nin arabuluculuğunda
Türkiye ile Ermenistan arasında 2007’den bu yana sürdürülen müzakerelerin ilk bağlayıcı imzaları atıldı. 176 yıllık üniversite bu kez Kafkasya’daki yeni döneme tanıklık ediyordu.
Türkiye ile Ermenistan ilişkilerini normalleştirmeye yönelik ‘Türkiye ile Ermenistan Arasında Diplomatik İlişkilerin Kurulmasına Dair Protokol’ ve ‘Türkiye ile Ermenistan Arasında İlişkilerin Geliştirilmesine Dair Belge’yi Ankara adına Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu
Erivan adına da Ermenistan Dışişleri Bakanı Edvard Nalbandyan imzaladı. Kafkaslar’daki 100 yıllık tabuları yıkmaya namzet metinlerin imza töreninde ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve Fransa Dışişleri Bakanı Bernard Kouchner de hazır bulundu. Ankara’nın ısrarı üzerine Zürih’e gelen bu üç dışişleri bakanı
Ermeni işgali altındaki Azeri toprakları sorununun çözümü için çalışan Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı’nın (AGİT) eş başkanları aynı zamanda. AB’nin Dış Politikadan Sorumlu Yüksek Temsilcisi Javier Solana
AB Dönem Başkanı İsveç’in Dışişleri Bakanı Carl Bildt de tarihî buluşmaya şahitlik edenlerdendi. Törenin aile fotoğrafı yeni sürecin uluslararası konjonktürle ve dengelerle örtüştüğünü yansıttı.
Ankara ile Erivan arasındaki ilişkilerin normalleşmesi
sınırların açılması ve diplomatik bağların kurulmasını öngören belgelerin imzalanması kritik bir dönemi başlattı aynı zamanda. Şimdi gözler her iki ülkenin meclislerinde. Zira sürecin işlemesi için protokollerin meclislerde onaylanması gerekiyor. Protokolün TBMM’den geçmesi
Ermenistan’ın işgal ettiği Azeri topraklarından çekilmesine bağlı. Hâlihazırda sürecin sorunsuz işlediği görülüyor. Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan’ın 14 Ekim’de Bursa’da oynanan Türkiye-Ermenistan maçına gelişi ve karşılaşmanın baştan sona dostluk içinde seyretmesi bunun en büyük kanıtı.
10 Ekim’de ayrıca
Türkiye’nin yıllardır kurulmasını istediği (1915 olaylarının tam anlaşılması için) ortak tarih komisyonunun temeli atıldı. Sürecin doğru işlemesi durumunda
oluşturulacak Hükümetlerarası Komisyon’un bir alt komisyonu bu görevi üstlenecek. Komisyon döneme ışık tutan arşivleri inceleyerek protokollerde atıf yapılmayan ‘1915 olayları’nı inceleyecek. Böylece mesele politik alandan bir nebze olsun tarihî zemine taşınacak. Ancak uzmanlar dönemin objektif olarak aydınlatılması için Türkiye ve Ermenistan’ın yanı sıra Rusya
ABD ve İngiltere’deki belgelerin değerlendirmeye tabi tutulması gerektiğini ifade ediyor. Aksiyon’un ABD’deki bir arşivden çıkardığı 1890’lara ait belge uzmanların bu yaklaşımını doğruluyor âdeta.
1893-1896 arasında ABD Büyükelçisi olarak İstanbul’da görev yapan Alexander Watkins Terrell’e (1827-1912) ait bu yazı
Terrell’in İstanbul’da bulunduğu sırada Sultan II. Abdülhamid’le yaptığı bir görüşmeyi yansıtıyor. Eşiyle birlikte Yıldız Sarayı’na kabul edilen Büyükelçi Terrell
o dönemde sınırlı sayıda yabancıya nasip olan bu olayın tüm ayrıntılarını Century Magazine isimli dergiye (aylık) yazmış. Sultan’a yönelttiği sorulara aldığı cevapların yanı sıra İstanbul
Yıldız Sarayı ve Sultan’a ait izlenimlerine de yer veriyor Terrell. 6 sayfalık metin
derginin Kasım 1897 sayısında yayımlanmış. Bahse konu dergi
ABD Kongre Kütüphanesi’nde kamuya açılmış. Terrell
yazısının büyük bölümünü o günlerde Batı’da tartışılan Osmanlı Ermenilerine ayırmış. II. Abdülhamid ile Osmanlı devletinin meseleye yaklaşımını bizzat Sultan’ın ifadeleriyle aktarmış. Görüşme 1890’larda gerçekleştiği için
Ermeni meselesinin Avrupa ve ABD’de nasıl algılandığını
dönemin diaspora Ermenileri ile onları destekleyen Hıristiyan misyonerlerin tutumlarını yansıtıyor. Yani 1915’e uzanan sürecin sinyalleri değerlendiriliyor. Hem de Sultan Abdülhamid’in verdiği cevaplar
örnekler üzerinden...
19 Mart’ta
bir cuma selamlığının ardından Saray’a davet edilir Terrell. Yabancı diplomatları Sultan’a takdim eden Münir Paşa ve Terrell’in tercümanı Gargiulo’nun da hazır bulunduğu görüşme 2 saatten fazla sürer. Sultan II. Abdülhamid
Terrell’e devletin azınlıklara bakış açısından siyasi özgürlüklere
hatta Ermenilerin hayat standartlarına kadar çok yönlü bir değerlendirme yapar. Konuşmasını örneklerle somutlaştırır. Terrell’in yönelttiği sorulara cevaplar ve ABD halkına yönelik mesajlar verir. Görüşme sonunda ABD’li Büyükelçi’den görüşmenin içeriğini Amerikalılara aktarmasını talep eder. Bu isteğini daha sonra İstanbul’dan ayrılırken görüştüğü Terrell’e ikinci kez tekrarlar: “Türk hükûmetinin Ermeni ırkına yönelik uygulamalarını Amerikan halkı da bilsin.” Terrell
yazısını bu sözü tutmak üzere kaleme aldığını belirtiyor.
Ermeni meselesinin Batı’da kasıtlı olarak yanlış yansıtıldığı fikrini savunan Terrell
bu konudaki düşüncelerini Sultan’a da anlatmış. Hatta İstanbul’dan ayrılmasından sonra da Türkleri ‘Ermeni düşmanı’ gösteren değerlendirmelere karşı yazılar kaleme almış. Mesela 26 Nisan 1900’de New York Times’ta çıkan bir değerlendirmesinde Tanzimat’tan dolayı Sultan’ı eleştirenlere şöyle sesleniyor: “Onu dürüst bir insan olarak görüyorum. Kendisini gayet iyi tanıyorum ve inanıyorum ki Avrupa’da iken karşılaştığım en entelektüel insan.”
Terrell’in İstanbul
Yıldız ve Abdülhamid izlenimleri de hayli renkli. O dönemde İstanbul’da yaşayan 52 Amerikalıdan bir ikisi dışındakilerin misyoner eğitimciler olduğunu aktarıyor. Yıldız Sarayı için ‘Avrupa’daki herhangi bir saraydan daha etkileyici’ nitelemesinde bulunuyor. Ayrıca Saray kapılarında silahlı görevlilerin bulunmadığına vurgu yapıyor. Görüşmeyle ilgili detaylar gayet vurgulu: “Birçok kimse tarafından ‘taçlı katil’ olarak görülen bu yalnız idareci
alçak ve müzikal bir sesle en asil duyguları dile getiriyor
yüzündeki babacan ve sempatik ifade
onun yanına kabul edilmiş ve onu zalim olarak görenlere daimi bir bulmaca gibi. Konuşurken
atlas sırma ile işlenmiş bir divana oturdu. Aramızda
üzerinde kendisinin sık sık içtiği sigaralar olan
mozaik işlemeli küçük bir masa vardı. Konuşurken
mücevherli altın bardaklarda çay ikram edildi. Oda
16. Louis tarzında mobilyalarla döşenmişti. Duvarları
bazıları muhteşem olan resimler
ipek halılar ve eşsiz tasarıma sahip bir Türk kilimi süslüyordu.”
Terrell
1897’de ABD Dışişleri Bakanı’na yazdığı bir mektupta da Avrupa’da Osmanlı için yayılan ‘Hasta Adam’ tabirinin doğru olmadığını
Osmanlı’nın silah kapasitesini ve 106 milyonluk inançlı Müslüman dünyasının Sultan’a olan bağlılığını nazara vererek açıklıyor. Terrell
1893’te ABD’de sahnelenmek istenen
Hz. Muhammed’i (sas) olduğundan farklı gösteren ‘Muhammed’ adlı tiyatro oyununun kaldırılmasına da aracılık etmiş. Büyükelçi Terrell’in samimi değerlendirmeleri özellikle ABD’deki Ermenileri çileden çıkarmış. 1912 yılında ölene kadar birçok kez yıpratılmaya çalışılmış
kaleme aldığı bu yazıdan ötürü. Ancak o
çizgisini ölene dek korumuş.
New York’ta 1880’de kurulan ve 1930’a kadar yayınını sürdüren Century Dergisi’nde ‘Sultan Abdülhamid ile Röportaj’ başlığıyla verilen yazının diğer önemli noktaları şöyle:
Sebep ne olursa olsun
kesin olan bir şey var ki Sultan’ın kendisinin ve davranışlarının Amerikan basınında yer alan yansımaları genellikle yanlışlar ve suçlamalarla doludur.
Sultan
Osmanlı’da son zamanlarda yaşanan kargaşaların
ABD basını tarafından hiçbir zaman doğru bir şekilde verilmediğini söyledi ve kendisinin söyleyeceklerini Amerikan halkının bilmesini sağlayacağımı umduğunu belirtti. Ardından şöyle devam etti: “Tatarlar ve Perslerin sürekli işgalleri altında ezilmiş olan Ermeniler çok büyük sayılarda göç etmeye başladılar ve Osmanlı idarecilerinden korunma elde ettiler. Onlara nazikçe ve misafirperverane davranıldı. Sürekli olarak savaş içerisinde olan hiçbir ülke
endüstriyel ve ticari bir arayışın peşine düşemez. Bu yüzden ilk sultanlar hep fetihle meşgulken
tüm ticari alanlar ve üretim alanları Hıristiyanlar
başlıca da Ermeniler tarafından tekelleştirildi. Dinlerine karşı da hoşgörü gösterildi
Müslümanlar Allah’a ibadet eden bütün dinlere karşı müsamahakârdır. Böylece Ermeniler gelişti ve dört yüzyıl boyunca Osmanlı idaresi altında kaldılar. Osmanlı İmparatorluğu’nun bankacıları
üreticileri ve müteahhitleri oldular. Tarihî kiliselerinde ve manastırlarında açık bir şekilde ibadet ettiler
ihtiyaç olduğunda da yeni ibadethaneler inşa ettiler.
Kur’an-ı Kerim
zulmü yasaklamışken ve savaş hâlleri dışında Allah’a inananların korunmasını şart koşarken
bir Müslüman dinî sebeplerle bir Ermeni’yi nasıl öldürebilir?
Sultan
Ermenilerin başına gelen felaketlerin sebebinin dinleri olmadığı hususunda bazı deliller sundu: “Babam Sultan Abdülmecid tarafından Ermeni asıllı olan Dadian’a
kraliyete ait bir barut fabrikasının kontrolü teslim edilmiş. Biz çocukken babamın
beni ve kardeşimi Dadianların evine götürdüğünü ve orada iki gece uyuduğumu hatırlıyorum. Babam Sultan Mecid
Dadian’ı memnun etmek için ona evinin bitişiğinde büyük bir arsa da verdi. Kendi imkânlarıyla burada bir kilise inşa ettirdi ki soğuk havalarda buraya gidebilsin
ibadetini yerine getirebilsin. Bir Ermeni olan Kuetzroglian
sarayın tüm giyim
mücevher
mobilya işleriyle ilgilenmek için görevlendirilmişti. Bizim büyük bir gözdemiz olmuştu. Boğaz’da Asya tarafında bir evi vardı ve çok zengin olmuştu. Kraliyete ait darphanenin tüm sorumluluğu Agop Efendi adlı bir Ermeni’deydi. Zenginlik elde etmeyi çok iyi biliyordu
kendisi de çok zengindi. Bir diğer Ermeni
Gümüşgerdan
saray kadınlarının giyimlerinden sorumluydu. Hâlâ burada yaşıyor ve oldukça zengin. Ermeni Balyanlar
babadan oğla geçen bir gelenekle Osmanlı sultanlarına nesiller boyunca saraylar inşa ettiler. Dolmabahçe
Çırağan
Beylerbeyi
Yıldız ve benzeri… Bunlardan biri de şimdi benim mimarım. Ermeni Bakan Artin Paşa babamın Dadian’a verdiği Beşiktaş’taki büyük evde yaşıyor. Bayındırlık işlerini idareden sorumlu bakanım Michael Efendi de bir Ermeni. Bütün kamu arazilerinin ve bana ait gayrimenkullerin kontrolü onun elinde. Birçok Ermeni
onun isteğiyle ve benim onayımla ofiste tutulmaktadır. Size burada çalışanların isimlerinin ve aldıkları maaş miktarının listesinin verilmesini sağlayacağım (Yandaki liste).”
“Ermeni bir ciltçi geçtiğimiz ağustos ayında şehirde yaşanan kargaşalardan sonra Amerika’ya kaçtı. Bana bir mektup yazdı
İngilizce bilmediğinden dolayı iş bulmakta zorlandığını ve geri dönmek istediğini söylüyordu. Şimdi Hıristiyanlar
benim söyleyeceklerime çok zor inanıyorlar
bu adamın geri dönebilmesi için kendisine bin frank gönderilmesi talimatını verdim.”
Sultan
kendi hükûmeti veya halkının hiçbir Hıristiyan’ı dinî inançlarından dolayı cezalandırmadığını defalarca tekrar etti.
Sultan’a misyoner Cyrus Hamlin’in Aralık 1893’te Independent’te yer alan; Ermeni devrimcilerin kendi halklarına karşı şiddet uygulamaları için kışkırtmak ve Hıristiyan dünyasının sempatisini kazanmak amacıyla Türklere zulmetmek ve evlerini ateşe vermek niyetinde olduğuna dair bilgileri sundum.
Sultan
Yunan bölgesindeki kargaşa konusunda şöyle konuştu: “Maalesef Hıristiyan ve Müslüman tebaa arasındaki çatışmalar hakkındaki gerçek
Hıristiyan gazetelerinde hiçbir zaman yayımlanmadı. Hiçbir Müslüman
eğer Allah’a inanıyorsa
dinî inancından dolayı bir adamı cezalandıramaz... Hıristiyan Avrupa’sı
1827’deki Yunan devriminde askerlerin aşırılıklarından dolayı Osmanlı İmparatorluğu’na karşı kışkırtma yaparken
bir şehirde teslim olan 27 bin savunmasız Türk’ün öldürülmesine tepki göstermiyor.”
Sarayda ilk akşam yemeğimde masanın başına Sultan oturdu
sağında eşim
solunda da ben vardım. Osman Paşa
İsmail Paşa
Veziriazam ve diğer bakanlar da geri kalan konuklardı… Masa servisi ve dekorasyonlar
yemek odasının muhteşemliği
Hıristiyanlar dışında kimsenin içmediği şarapların mükemmelliğini hiçbir şey geçemez. Her paşa
rütbesini gösteren yıldızlar ve süslemelerle kaplı şeyler giyiyordu.
Sultan
İzmir ve Mezopotamya eyaletlerinde
İmparatorluğa benim tarafımdan tanıtılmış
tatlı patates yetiştirilmesindeki başarısını açık bir memnuniyetle aktardı.
Abdülhamid’in Osmanlı Sultanı olmasının yanı sıra 106 milyon halkıyla Muhammedî dünyanın da ruhani lideri olduğu hatırlatıldı. Tebaasının kendisine gösterdiği aşırı sevgi karşısında insan şaşırmıyor.
Her ne kadar şehzade iken Fransız eğitimi alsa da Sultan her zaman Türkçe konuşuyor… Yıldız’da bir saray kütüphanesi kurulmuştu. Kütüphanenin rafları
ABD’nin ve Avrupa’nın başlıca ülkelerinin standart yazarlarının kitaplarıyla doluydu. Burada ayrıca Arabistan’ın bilim
sanat ve şiirin beşiği
Avrupa’nın ise cehalet içerisinde olduğu dönemde yazılmış Arapça eserler de bulunuyordu.
50 yaşını geçmiş olan Sultan
orta boylu
teni açık zeytin renginde
koyu saçlı
yüksek alınlı ve büyük koyu kahverengi gözlü birisi. Yüzünde çoğunlukla üzüntülü bir ifade var. Sultan’ın kendi giyimi her zaman sade. Kırmızı bir fes
frak
koyu mavi pantolon
sert deriden imal edilmiş ayakkabı giyiyor. Çelikten kını olan ve elinin altında tuttuğu bir kılıç kostümünü tamamlıyor. Yanlız bayramlarda renkli giyiniyor. Altınlarla kaplı bir tahtta
ihtişamlı giyinmiş sivil ve askerî yöneticilerin tebriklerini kabul ediyor.
Teksaslı süvarilerin tuğgeneraliydi
Alexander Watkins Terrell
3 Kasım 1827’de Virginia’da doğdu. 1832’de ailesi Mississippi’ye taşındı. Missouri Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra Booneville’de hukuk okudu. 1849’da Missouri barosuna kabul edildi. Teksas’a taşındıktan (1852) sonra İkinci Bölge Mahkemesi’nin yargıçlığına getirildi. 1863’te Arizona Tugayı
Birinci Teksas Süvari Alayı’na binbaşı olarak girdi; yarbay ve ardından albaylığa terfi ettikten sonra Mansfield ve Pleasent Hill savaşlarına katıldı. Bu dönem Teksas Süvarileri’ni komuta etti. 1865’te tuğgeneralliğe yükseltildi. İç savaşın sonunda Mexico’ya gitti
kısa süre İmparator Maximilian’a hizmet etti. 1876’dan 1883’e kadar 4 dönem Teksas Senatosu’nda görev yaptı ve 1891’de Teksas Temsilciler Meclisi’ne seçildi. ABD Başkanı Grover Cleveland kendisini Osmanlı İmparatorluğu’ndan sorumlu tam yetkili büyükelçi-bakan (1893-1897) olarak atadı. 1903 ve 1905’te iki kez daha eyalet temsilcisi olarak seçildi. 1909-1911 arasında Teksas Üniversitesi Yönetim Kurulu’nda yer aldı. Aynı zamanda Teksas Eyaleti Tarih Birliği’nin başkanıydı. İlk eşi ve beş çocuğunun annesi Missouri’li Ann Elizabeth Boulding 1890’da öldü
Tekaslı ikinci eşi Sarah D. Mitchell 1871’de hayatını yitirdi. Üçüncü kez Anne Holiday Anderson Jones ile evlendi. Terrell 9 Eylül 1912’de Mineral Wells’te öldü ve eyalet mezarlığına gömüldü.
1890’larda Osmanlı Hükümeti’nde çalışan Ermenilerin listesi *
Adı Görevi Maaş/Kuruş
Micael Paşa Bayındır Bakanı 24 000
Artin Zeku Efendi G.Menkuller B. Direktörü 3 000
Hikiman Efendi Orman Müfettişi 3 000
Agop Efendi Darphaneden Sorumlu 2 000
Joseph Efendi Suriye-Şube Direktörü 2 500
Kevrok Efendi Edirne-Şube Direktörü 2 500
Leon Efendi Edirne-Çiftlik Direktörü 2 500
Kirkor Pashyan Selanik-Çiftlik Direktörü 2 500
Ussep Efendi Mimarlık Bürosu 2 500
Avedis Efendi Halep-Gayrimenkul Ofisi 2 250
Andon Efendi Komisyon Üyesi 2 000
Nikolaki Efendi Mimarlık Bürosu Direktörü 1 850
Navum Efendi Kâtip-Muhasebe Bürosu 1 500
Parsek Efendi Kâtip-Yasal İşler Bürosu 1 500
Yossef Efendi Kâtip Şefi 1 500
Hamparsum Doktor 1 500
Kiosseyan Efendi Kâtip-G.Menkuller Bürosu 1 400
Carebat Efendi Muhasebeci 1 400
Abaraham Efendi Müfettiş 1 200
Sahak Efendi Kâtip-Muhasebe Bürosu 1 100
Stepan Efendi Kâtip 1 100
Mohses Arslam Kâtip 1 100
Agop Efendi Suriye-Mülkiye Sekreteri 1 000
Vahan Bey Doktor 1 000
Mıgırdıch Efendi Mülkiye Sekreteri 950
Horsak Efendi Selanik-Makine Mühendisi 750
Hazar Hamamcı 750
Shaisan Efendi Bağdat-Teknisyen 600
Carebet Yıldız Sarayı-Kutu Üreticisi 600
Siroon Efendi Kâtip 400
Dicran Efendi Musul-Kâtip 350
Mithran Saatçi 350
Mihran Efendi Ormancı 300
Hamparsum Takunya İmalatçısı 300
Sahak Kahveci 170
Artin Ahçı 230
Antranik Çöpçü 200
(*) Sultan Abdülhamid’in Terrell’e verdiği Osmanlı Hükümeti için çalışan sivil Ermenilerin listesi. Liste
toplam 106 kişiden oluşu-yor. O dönemde 1 gümüş kuruş
4
5 ABD senti ediyor. Maaşların aylık toplamı 110.655 kuruş.
-
Abdülhamid han zamanında Ermeni meselesi nedir?
27 Kasım 2011 Pazar
yazildi.
Tweetle
| Sponsorlu Bağlantılar |


0 yorum :
Lütfen Yorumunuzun anlaşılır ve imla kurallarına uygun olmasına dikkat ediniz.